ABD ile İran arasında Islamabad zirvesi kapsamında yürütülen üst düzey barış görüşmeleri, Tahran yönetiminin nükleer silahlardan vazgeçmeyi reddetmesi üzerine çöktü. Pakistan’ın başkentinde 20 saati aşkın süren yoğun müzakerelerin ardından her iki heyet de pazar günü şehirden ayrıldı. Altı haftadır devam eden ve binlerce kişinin hayatına mal olan savaşın durdurulması yolundaki bu kritik girişim, tarafların birbirini suçlamasıyla sonuçsuz kaldı.
ABD heyetine liderlik eden Başkan Yardımcısı JD Vance, ayrılışından önce yaptığı açıklamada müzakerelerin başarısızlığını net bir dille ifade etti. Vance, bir anlaşmaya varılamamasının İran için ABD’den çok daha kötü bir haber olduğunu savundu. Kendi kırmızı çizgilerini açıkça belirttiklerini vurgulayan Vance, Washington’un temel taleplerinden taviz vermeyeceğini dile getirdi.
Islamabad zirvesi nükleer silahsızlanma düğümüne takıldı

JD Vance, İran’ın nükleer silahlara yönelmeme ve bu silahlara hızla ulaşmayı sağlayacak araçları edinmeme taahhüdünü reddettiğini açıkladı. Bu taahhüdün Trump yönetiminin temel hedefi olduğunu belirten Vance, müzakerelerin bu noktada tıkandığını işaret etti. Islamabad zirvesi sırasında yürütülen temaslar, on yılı aşkın süredir Washington ve Tahran arasındaki ilk doğrudan etkileşim olma özelliğini taşıyordu.
ABD heyetinde özel elçi Steve Witkoff ve Jared Kushner da yer aldı. İran tarafını ise Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Araqchi temsil etti. İki hafta önce sağlanan geçici ateşkesin ardından başlayan bu görüşmeler, 1979 İslam Devrimi’nden bu yana en üst düzey temas olarak kayıtlara geçmişti.
Tahran yönetimi Washington’un Islamabad zirvesi sırasında iletilen taleplerini gerçek dışı buldu

İran medyası ise görüşmelerin başarısızlığından ABD’nin “aşırı” taleplerini sorumlu tuttu. Yarı resmi Tasnim haber ajansı, İranlı müzakerecilerin halkın haklarını koruduğunu ve nükleer teknoloji konusundaki temel ilkelerden ödün vermediğini bildirdi. Haberde, Amerikalıların savaş yoluyla elde edemedikleri kazanımları masa başında almaya çalıştıkları ancak Tahran heyetinin bu çabaları boşa çıkardığı aktarıldı.
Tahran’daki dışişleri bakanlığı sözcüsü, görüşmelerin derin bir güvensizlik ortamında gerçekleştiğini belirtti. Sözcü, tek bir oturumda kapsamlı bir anlaşmaya varılmasının beklenmemesi gerektiğini dile getirdi. Tarafların Hürmüz Boğazı’nın kontrolü ve İran’ın nükleer programı üzerindeki derin anlaşmazlıkları aşamadığı gözlemlendi.
Bölgesel ateşkesin geleceği belirsizliğini koruyor

Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, tarafları Salı günü üzerinde uzlaşılan iki haftalık ateşkese sadık kalmaya çağırdı. Dar, çatışmanın tırmanmasını önlemek adına diplomatik çabaların sürmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Islamabad zirvesi boyunca yaşanan gerginliğe rağmen Pakistan hükümeti arabuluculuk rolünü sürdürmeye çalıştı.
28 Şubat tarihinde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava saldırılarıyla başlayan süreç, küresel enerji piyasalarını altüst etmişti. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyatlar bu durumdan ağır darbe almıştı. Ateşkes döneminde az sayıda tankerin boğazdan geçişine izin verilmiş olsa da birçok gemi hala bölgede beklemeye devam ediyordu.
Trump müzakerelerin sonuçlarından memnun görünüyor

Vance ile sürekli temas halinde olan Trump, bir anlaşmaya varılmasının şart olmadığına dair mesajlar verdi. ABD’nin çatışmadaki hedeflerine büyük ölçüde ulaştığını savunan Trump, duruma karşı daha mesafeli bir tutum sergiledi. İran ise dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasını, savaş tazminatı ödenmesini ve bölgesel çatışmalarda kendi kontrolünün tanınmasını talep ediyordu.
Islamabad zirvesi sonrasında ortaya çıkan belirsizlik, bölgedeki diplomatik kaynaklar arasında endişe yarattı. Uzmanlar, yeni bir ilerleme kaydedilmediği takdirde çatışmaların tekrar şiddetlenme riskinin çok yüksek olduğu konusunda uyardı. Mevcut veriler, bölgedeki askeri hareketliliğin küresel piyasalarda uzun vadeli bir istikrarsızlığa neden olabileceğini gösteriyor.
Diplomasi trafiği bölge ülkeleriyle sürüyor

Hürmüz Boğazı gibi yeni başlıkların müzakere sürecine eklenmesi, teknik karmaşıklığı daha da artırdı. Sözcü, görüşmelerin başarısının karşı tarafın iyi niyetine ve İran’ın meşru haklarını kabul etmesine bağlı olduğunu dile getirdi. Islamabad zirvesi sürecindeki misafirperverlikleri nedeniyle Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve ordu yetkililerine teşekkür etti.
İran tarafı, bölgedeki dost ülkelerle temasların kesilmeyeceği yönünde güçlü bir mesaj verdi. Islamabad zirvesi sonrasında ortaya çıkan bu tablo, diplomatik çözüm arayışlarının henüz bitmediğini ancak yolun oldukça engebeli olduğunu gösterdi. Mevcut veriler, bölgedeki askeri hareketliliğin küresel piyasalarda uzun vadeli bir istikrarsızlığa neden olabileceğine işaret ediyor.


