Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Ocak 2026 dönemine ait Konut Fiyat Endeksi verilerini kamuoyuyla paylaşıyor. Endeks, yılın ilk ayında bir önceki aya göre yüzde 1,1 oranında sınırlı bir artış kaydediyor. Nominal değerlerde yükseliş sürse de enflasyondan arındırılmış veriler farklı bir tabloyu ortaya koyuyor.
Konut Fiyat Endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 27,7 oranında yükseldi. Ancak aynı dönemde tüketici fiyatlarındaki artış dikkate alındığında, konut fiyatları reel olarak yüzde 13,5 oranında geriledi. Bu durum, gayrimenkulün enflasyon karşısında değer kaybettiğini gösteriyor.
Konut Fiyat Endeksi büyük şehirlerde farklı bir grafik çiziyor

İstanbul’da konut fiyatları aylık bazda yüzde 0,9 artarken, Ankara’da bu oran yüzde 1,2 olarak gerçekleşti. İzmir’de ise artış yüzde 0,8 seviyesinde kalarak diğer büyük şehirlerin gerisinde kaldı. Yıllık bazda en yüksek artış yüzde 32,5 ile Ankara’da kaydedildi.
Buna karşılık İstanbul, yıllık bazda yüzde 22,4 artışla üç büyük şehir arasında en düşük performansı sergiledi. Önceki yıllarda İstanbul piyasası çok daha yüksek primlerle dikkat çekmişti. Güncel veriler, talebin diğer metropollere kaydığını tescilledi.
Yeni konutlar ile eski konutlar arasındaki makas açılıyor

Yeni konutlar endeksi Ocak ayında yıllık yüzde 30,5 oranında bir artış sergiledi. Yeni olmayan konutlar endeksinde ise bu yükseliş yüzde 27,2 düzeyinde gerçekleşti. İnşaat maliyetlerindeki artışın yeni binaların fiyatlarını yukarıda tuttuğu gözlemlendi.
Türkiye genelinde konutların metrekare birim fiyatı ortalama 31 bin 180 TL olarak hesaplandı. İstanbul’da bu rakam 46 bin 650 TL’ye ulaşırken, İzmir’de 36 bin 250 TL seviyesinde seyrediyor. Ankara’da ise birim fiyat 24 bin 500 TL civarında açıklandı.
Konut piyasasında durgunluk eğilimi devam ediyor

Yüksek faiz oranları ve kredi erişimindeki zorluklar, piyasadaki toplam işlem hacmini etkilemeyi sürdürüyor. Yatırımcıların gayrimenkulden ziyade farklı finansal araçlara yönelmesi, fiyat artış hızının ivme kaybetmesine neden oldu.
Nominal bazdaki artış hızının yavaşlaması ve reel fiyatlardaki düşüş eğilimi piyasadaki genel durgunluğu tescilliyor. Veriler, yüksek faiz ortamının talebi baskıladığını ve konutun bir yatırım aracı olarak reel getirisinin zayıfladığını kanıtlıyor.


