Bölgesel gerilimin tırmandığı Orta Doğu’da yeni bir cephe açılıyor. ABD merkezli Fox News‘e konuşan bir yetkili, Irak’ın kuzeyindeki binlerce Kürt savaşçının İran sınırına doğru hareket ettiğini ve bir kara harekatının başladığını duyurdu.
İsrail medyasında yer alan raporlara göre, ABD destekli güçler ile İran askeri unsurları arasında sıcak temas sağlandı. Amerikalı yetkililer, halihazırda binlerce askerin İran topraklarına giriş yaptığına inanıyor.
Sınır hattında askeri hareketlilik

Kuzey Irak merkezli Kürt gruplar, günün erken saatlerinde sınır ötesi bir askeri operasyona hazırlandıklarını açıklamıştı. Kürt yetkililer, operasyonun başlaması için ABD’nin kendilerinden destek istediğini belirtti.
CPFIK bünyesindeki bir yetkili, kara birliklerinin 2 Mart gece yarısından itibaren harekete geçtiğini bildirdi. Bölgedeki kaynaklar, İran ordusunun sınır şehri Merivan’ı 3 Mart’ta tahliye ettiğini ve savunma mevzileri kurmaya başladığını aktardı.
İran içinde çatışma raporları

İsrail kaynaklı haberler, Kürt güçlerinin İran ordusuyla çatışmaya girdiği bilgisini paylaşıyor. Eğitimli binlerce savaşçıya sahip olan bu gruplar, İran muhalefeti içindeki en organize yapı olarak değerlendiriliyor.
Bu güçlerin savaşa dahil olması, Tahran yönetimi için ciddi bir güvenlik sınaması teşkil ediyor. Operasyonun kapsamının genişlemesi, komşu Irak’ın da çatışmaların içine daha fazla çekilmesi riskini beraberinde getiriyor.
İran Tahran yönetimi savunma hattında

Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK) yetkilisi Halil Nadiri, güçlerinin bir kısmının Süleymaniye üzerinden sınır bölgelerine kaydırıldığını ve teyakkuzda beklediğini açıkladı. Nadiri, operasyon detaylarına girmeden ABD’li yetkililerin kendileriyle temas kurduğunu doğruladı.
Savunma Bakanı Pete Hegseth ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, operasyonel hedeflerinin herhangi bir gücü silahlandırma üzerine kurulu olmadığını belirtti. Hegseth, diğer yapıların faaliyetlerinden haberdar olduklarını ancak merkeze bunu almadıklarını vurguladı.
Bölgesel savaşın yeni aşaması

ABD ve İsrail’in Cumartesi günü İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırılar, Orta Doğu’da yeni bir savaşın fitilini ateşlemişti. PAK daha önce, Tahran’ın protestolara yönelik sert müdahalesine misilleme olarak Devrim Muhafızları’na saldırılar düzenlemişti.
IŞİD’e karşı mücadelede deneyim kazanan Kürt gruplar, askeri tecrübeleriyle dikkat çekiyor. Komala yetkilileri, sınırın geçilmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığını ve sadece uygun koşulların oluşmasını beklediklerini ifade etti.
İran genelinde devam eden askeri hareketlilik ve dış müdahaleler, bölgedeki jeopolitik dengeleri uzun vadeli bir istikrarsızlık sürecine sürüklüyor. Bu kara harekatı girişimi, Tahran’ın bölgesel gücünü kırmaya yönelik stratejik bir hamle olarak görülüyor.
Banu Avar’ın olayın bir gün öncesindeki değerlendirmeleri;
İRAN’A Siyonist Saldırı ve BATI’NIN KUKLA KÜRDİSTAN HAYALİ!
Suriye ve Irak’ı kan gölüne çeviren küresel çetenin ‘böl ve yut’ şablonu şimdi İran için devrede! Asıl tehlike şu: Nihai hedef, Türkiye’nin güneydoğusunu da yutacak 4 parçalı bir ‘kukla Kürdistan devleti’ kurmaktır. Unutmayalım; Avrasya’nın kapısı İran düşerse Türkiye üşür, sıradaki felaket bizim olur! Youtube kanalımızdan izleyin :
https://youtu.be/HcB5lXOFRLA “Türkiye’ye Kar Yağsa Biz Burada Üşürüz” Öncelikle, şu Epstein çetesinin İran’ı bombardımanı sürerken molla rejimini demokrasi terazisine oturtanların manasızlığının altını çizmek istiyorum. Bu konuşmalar Amerikan/İsrail Siyonist saldırısını meşrulaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Ortadoğu yangın yerine dönmüşken önceliğimiz, dört parçalı Kürdistan projesine odaklanmaktır. Bu çerçevede 22 Şubat’ta açıklanan ittifakı bir kez daha dikkatinize sunmak istiyorum. Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren durum budur.
İran’a saldırıdan 6 gün önce 22 Şubat günü http://kurdistanmedia.com’da bir haber yer aldı. Haber başlığı şöyleydi: “Irak’ta faaliyet gösteren İranlı Kürt örgütler, Tahran yönetimine karşı ittifak kurdu.” Bu ittifakın adı : “İran Kürdistan’ı siyasi güçler koalisyonu” PKK’nın İran kolu PJAK önderliğinde 4 Kürtçü parti daha bu koalisyonda yer almış ve bir ortak açıklama yayınlamışlar ana hedefleri ise: “İran İslam Cumhuriyeti’ni devirmek ve Kürtlerin kendi kaderini tayin etmesini sağlamak.” Malum benzer cümleler Irak’ta Suriye’de de aynen bu şekliyle söylenmiş ve hayata geçirilmiştir. Şimdi küresel çete İran’ı hedefe koyarken aynı anda özerk bir İran Kürdistan’ı yaratmak için de adımlarını hızlandırmış görünüyor.
İran’a hava saldırısından birkaç gün önce ırak’ta kurulan bu Amerikan yapımı İran Kürtçü koalisyonu saldırı paketinin önemli bir parçası. Çünkü bu haberin hemen akabinde Amerikan basınında Trump’ın İran içindeki rejim karşıtı silahlı grupları kara gücü olarak kullanacağı bu yönde adımlar atıldığına ilişkin haberler yer almaya başladı. Aynı anda İranlı Kürt grupların askeri operasyonda destek almak amacıyla Washington ile görüşme yaptıkları haberleri basına düştü. Aslında şablon bayat bir şablon! Biz bunları yakın zamanda birçok ülkede yaşadık.
Önce hedef ülkeye Amerikan, İngiliz ve İsrail istihbaratı sızıyor. Medya mensubu kılığında ajanlar istihbarat topluyor. Uluslararası Kriz Grubu gibi şer odaklarının sözüm ona uzmanları içerdeki Kürtçü grupları bir araya getiriyor. Wladimir van Wilderburg bunlardan biri. Bu çağdaş Lawrence 15 -20 yıldır Suriye, Irak, İran içinde PKK türevi partilerle çalışma sürdürüyor. Ve bu onlarca isimden sadece biri… Kriz Grubunun muhbiri van Wilgenburg geçen yıl “Suriye’deki Kürt milli konseyi İran’daki baskıcı rejimi kınıyor, haberini yapmış ve – buraya dikkat- Uluslararası Toplum’a İran’a müdahale için çağrıda bulunduklarını yazmıştı. Bunlara bir ülkede ayaklanmanın ‘iklim yaratıcıları ‘ ‘kolaylaştırıcılar’ da deniyor. Suriye’deki Kürtçülerle İran ve Irak’takileri entegre etme görevini de yürütüyorlar.
Çeşitli provokasyonları hazırlayanlar var. Terör gruplarıyla temasta olan onların Pentagon ve Black Waters gibi terör şirketleriyle temasını sağlayanlar var. Siyasi kadroyla ilişkileri yürütenler var. Suriye iyi bir örnek… Suriye’de 2004 itibariyle Amerikan büyükelçisi eliyle Sünni, Alevi, Şii, Kürt, Dürzî, Hıristiyan ayrılıkçılığı körüklenmişti. Bunun için Irak’ta da uygulandığı gibi farklı gruplardan insanlar katledildi. Suç, diğer grupların üzerine atıldı. Kaos yayıldı. Önce Humus’ta selefi örgütler hazırlandı.
Amerikan özel kuvvetleri, Suriye’den, Irak’tan, Lübnan ve Ürdün’den ‘iş’e alınan adamlarla ölüm mangaları oluşturdu. Bir tarafta IŞİD bir tarafta ÖSO bir tarafta YPG’ye para dağıtıldı. Hepsi aynı kasaya bağlıydı. Ordudan medyaya, işadamlarından politikacılara kadar her alanda önemli isimler satın alındı. Bir gecede Esad’ın ordusu ellerinde dolar dolu bavullarla ortadan kayboldu. Özetle, Irak ve Suriye örneği çok önemli örneklerdir. İşte bunların bir benzeri İran için hazırlanıyor.
Amerika ve İsrail, İran’ı parçalama ve kara savaşına öncülük edecek güç olarak Kürt koalisyonunu görevlendirmiş görünüyor. İran’daki PJAK, Suriye’de SDG ve Irak’taki PKK birlikte hareket edecek. Son hedef ise ortada kalan Türkiye’nin güneydoğusu olacak. Bu dört parçanın birleşimi kukla bir Kürdistan devleti oluşturacak ve enerji kaynakları ve yollarının ortasında yerini alacak. Hayalleri bu! Biz bu hayal doğrultusunda yayınlanmış birçok kaynağı yıllardır açıklıyoruz. Amerikan istihbaratının yayınladığı çok sayıda belge, kitap, raporu deşifre ediyoruz.
Freedman’ın Fuller’in kitap ve raporlarında adımlar açık seçik ortaya konulmuştu: Milli meclislere Kürt ayrılıkçı partilerin sokulması, açılım ve çözüm süreçleriyle halkın bölünmeye hazırlanması, komisyonlar kurularak bölücülere meşruiyet kazandırılması CIA’nin önerileri arasındadır. (Graham Fuller, Hanri Barkey kitabı Türkiye’nin Kürt Meselesi) Her ülke için yol haritaları var ama Avrasya’nın kapısı İran kolay lokma değil. Bölgedeki en güçlü imparatorluk geleneği olan 3 devletten biri İran.
Diğerleri Rusya ve Türkiye… Bu devletler ve genetik hafızaları oldukça derin tarihsel tecrübeleri taşır. İran Avrasya’nın kapısı, Rusya ve Çin’in müttefiki bu ülkedeki bir çöküş Türkiye başta olmak üzere tüm Avrasya’yı felakete sürükler. O nedenle Asgar Fardi’nin sözünü tekrarlayarak bitirelim: “Türkiye’ye kar yağsa biz burada üşürüz” demişti. Bunun tersi de geçerli… Bu coğrafyada Epstein çetesinin çöktüğü her ülkenin felaketi bizim de felaketimiz olur. İran’da bizim kendimizi yakın hissetmediğimiz bir sistem olabilir. Atatürk Irak, İran ve Afganistan’la ittifaka girerken bu ülkelerin krallıkla mı şahlıkla mı yönetildiklerine bakmamıştı. Bölgesel çıkarları öne almıştı. Banu AVAR, 4 Mart 2026


