Wall Street’te yatırım yapmanın en dikkat çekici yönlerinden biri, yatırım döngülerinin dengesiz yapısıdır. Ayı piyasaları normal, sağlıklı ve kaçınılmaz olsa da boğa piyasaları çok daha uzun sürer. Bu nedenle Dow Jones Sanayi Endeksi, S&P 500 ve Nasdaq Bileşik endeksi uzun vadeli periyotlarda yeni zirvelere tırmanır.
Ancak endekslerin uzun vadede yükselmesi, kısa vadeli dilimlerde işlerin zorlaşmayacağı anlamına gelmiyor. ABD Merkez Bankası’nda (Fed) yaşanacak tarihi değişime üç haftadan az bir süre kaldı. Bu değişim, piyasalardaki Fed faiz kararı beklentilerini temelden değiştirme potansiyeli taşıyor.
Fed faiz kararı üzerinde Kevin Warsh gölgesi beliriyor

Jerome Powell’ın Fed başkanlığındaki ikinci dönemi 15 Mayıs’ta sona eriyor. Bu tarihin, Kevin Warsh’ın merkez bankasının yeni başkanı olarak görevine başlayacağı gün olması bekleniyor. Trump, göreve geldiğinden bu yana Powell’ın faiz politikalarına yönelik sert eleştiriler yöneltmişti.
Trump, Powell ve Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) üyelerine faiz oranlarını agresif bir şekilde %1 veya altına çekmeleri için defalarca çağrıda bulunmuştu. Powell ile yaşanan bu görüş ayrılıkları, Trump’ın 30 Ocak’ta Powell’ın halefi olarak Kevin Warsh’ı aday göstermesiyle sonuçlandı. Bu atama, gelecekteki her Fed faiz kararı için yeni bir dönemin kapısını araladı.
Para politikasında şahin duruş sinyalleri güçleniyor

Wall Street ve Trump, Warsh yönetimindeki bir Fed’den ek faiz indirimleri beklese de geçmiş veriler bu durumun pek mümkün olmadığını gösteriyor. Warsh, 24 Şubat 2006 ile 31 Mart 2011 tarihleri arasında Fed Yönetim Kurulu’nda görev yapmıştı. Bu süreçte ülkenin son on yıllardaki en kötü ekonomik krizi olan Büyük Resesyon’da önemli bir rol üstlenmişti.
FOMC üyelerinin çoğu finansal kriz sırasında faiz indirimleri için bastırırken, Warsh’ın oy kayıtları ve açıklamaları daha “şahin” bir yaklaşıma işaret etmişti. Warsh, işsizlik oranının hızla yükseldiği dönemlerde bile enflasyonu baskılamak için daha yüksek faiz oranlarını savunmuştu. Bu durum, gelecekteki Fed faiz kararı süreçlerinin beklenenden daha sert olabileceğini gösteriyor.
Enerji arzındaki kesinti enflasyon tahminlerini yukarı çekiyor ve Fed faiz kararı etkileniyor

Fed’in faiz politikası üzerindeki baskı sadece yönetim değişikliğiyle sınırlı kalmıyor. Trump’ın talimatıyla 28 Şubat’ta başlayan İran savaşı, Hürmüz Boğazı’nın petrol ihracatına neredeyse tamamen kapanmasına neden olmuştu. Bu durum, modern tarihin en büyük enerji arzı kesintisi olarak kayıtlara geçti. Hürmüz Boğazı’nın petrol ihracatına kapanması, piyasadaki Fed faiz kararı dengelerini de doğrudan sarstı.
Mart ayı başından itibaren artan ham petrol fiyatları, tüketicileri ve işletmelerin üretim maliyetlerini doğrudan etkiliyor. İran savaşı öncesinde %2,4 olan 12 aylık enflasyon oranı, bir ay içinde 90 baz puan artarak %3,3’e ulaştı. Nisan ayı için enflasyon beklentisi ise %3,58 seviyesine kadar çıktı. Bu veriler ışığında Fed faiz kararı için indirim seçeneği masadan kalkıyor gibi görünüyor.
Piyasalar için yüksek faiz ve pahalı değerleme riski artıyor

Kevin Warsh, merkez bankasının 15 Nisan 2026 itibarıyla 6,7 trilyon dolar seviyesinde olan devasa bilançosunu da eleştirmişti. Fed’in bilançosu, 2008’den 2022’ye kadar olan süreçte yaklaşık 10 kat büyüyerek 9 trilyon dolara yaklaşmıştı. Warsh, Fed’in piyasada pasif bir katılımcı olması gerektiğini açıkça ifade ediyor.
Eğer merkez bankası elindeki uzun vadeli tahvilleri kitleler halinde satmaya başlarsa, bu durum borçlanma maliyetlerini yükseltir. Hisse senedi piyasası ise 2026 yılına son 155 yılın en pahalı ikinci değerlemesiyle giriş yapmıştı. Yatırımcıların bu yüksek fiyatları desteklemesinin temel nedeni, FOMC’nin bu yıl faiz indirimlerine devam edeceği inancıydı.
İran’daki gelişmeler ve Kevin Warsh’ın başkanlık koltuğuna oturacak olması, faiz indirimi olasılığını denklemin dışına itiyor. Önümüzdeki haftalarda Dow Jones Sanayi Endeksi, S&P 500 ve Nasdaq Bileşik endeksi için şartların daha da zorlaşacağı bir sürece giriliyor.


