Altın fiyatları, temmuzun son seansında ABD’den gelen ücret, tüketici ve iş dünyası verilerinin ardından yön aradı. Dolar ile tahvil faizlerindeki yükseliş baskıyı artırırken enflasyondaki yavaşlama ve jeopolitik riskler düşüşü sınırladı.
Altın fiyatları, haftanın son işlem gününde ABD ekonomisinden gelen birbiriyle çelişen sinyallerin etkisi altında kaldı.
Bir gün önce açıklanan enflasyon verilerinin ardından 4 bin 100 doların üzerine çıkan altının ons fiyatı, cuma günü güçlenen dolar ve yükselen ABD tahvil faizleriyle kazanımlarının önemli bölümünü geri verdi.
İstihdam maliyetlerinin beklentiyi aşması, Chicago bölgesindeki ekonomik faaliyetin hızlanması ve tüketici güveninin yükselmesi, ABD ekonomisinin yüksek faizlere rağmen dirençli kaldığı algısını güçlendirdi.
Buna karşılık tüketicilerin kısa vadeli enflasyon beklentisindeki gerileme ve bir gün önce açıklanan kişisel tüketim harcamaları verilerindeki yavaşlama, Fed’in faizleri hızla artırması gerektiği yönündeki görüşleri sınırladı.
Altın fiyatları 4 bin doların üzerinde kaldı

Altının ons fiyatı şu sıralarda yüzde 2’ye yaklaşan kayıpla 4 bin 43–4 bin 45 dolar bandında işlem gördü.
Altın, gün içerisinde sert gerilemesine rağmen psikolojik açıdan önem taşıyan 4 bin dolar seviyesinin üzerinde kalmayı başardı.
Perşembe günü 4 bin 100 doların üzerine çıkan ve hafta içerisinde 4 bin 116 doları test eden altın fiyatları, dolar ile tahvil faizlerinin yeniden yükselişe geçmesiyle bu bölgede kalıcı olamadı.
Günlük geri çekilmeye rağmen altın temmuz ayını yaklaşık yüzde 1 yükselişle tamamlamaya yöneldi. Böylece değerli metalde dört ay süren aylık kayıp serisinin sona ermesi bekleniyor.
Temmuz performansı aynı zamanda şubat ayından bu yana görülen en güçlü aylık artışa işaret etti.
Ücret maliyeti beklentiyi aştı

ABD Çalışma Bakanlığı verilerine göre istihdam maliyet endeksi, 2026 yılının ikinci çeyreğinde önceki çeyreğe göre yüzde 0,9 yükseldi.
Piyasa beklentisi maliyetlerin yüzde 0,8 artması yönündeydi. Beklentinin üzerindeki veri, ücret kaynaklı enflasyon baskısının tamamen ortadan kalkmadığını gösterdi.
İstihdam maliyetleri yıllık bazda yüzde 3,4 arttı. Ücret ve maaşlardaki yıllık artış yüzde 3,2, çalışanlara sağlanan yan haklardaki yükseliş ise yüzde 3,8 oldu.
Özel sektör çalışanlarının ücret ve maaşları ikinci çeyrekte yüzde 0,9 yükselirken enflasyondan arındırılmış ücretlerin yıllık bazda yüzde 0,4 azalması dikkat çekti.
Ücret maliyetlerinin beklentiyi aşması, Fed’in enflasyonu yüzde 2 hedefine indirme sürecinin kolay ilerlemeyebileceği düşüncesini güçlendirdi. Bu görünüm ABD tahvil faizlerini yukarı iterken faiz getirisi bulunmayan altın üzerinde baskı oluşturdu.
İş dünyası ve tüketiciden güçlü sinyal

Cuma günü açıklanan Chicago Satın Alma Yöneticileri Endeksi temmuzda 56,7’den 57,6’ya yükseldi.
Piyasa beklentisi endeksin 56 seviyesine gerilemesi yönündeydi. Verinin 50 seviyesinin üzerinde kalması, Chicago bölgesindeki ekonomik faaliyetin genişlemeye devam ettiğini gösterdi.
ABD ekonomisindeki dayanıklılığa işaret eden bir diğer veri Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi oldu.
Endeksin nihai temmuz değeri 54,4 seviyesindeki öncü tahminden 55,2’ye yükseltildi. Haziran ayında tüketici güveni 49,5 seviyesinde bulunuyordu.
Mevcut ekonomik koşullar endeksi 47,7’den 54,8’e, tüketici beklentileri endeksi ise 50,7’den 55,4’e çıktı.
Ekonomik faaliyetin ve tüketici güveninin güçlenmesi, Fed’in yüksek faizleri daha uzun süre koruyabileceği beklentisine destek verdi. Bu durum doların toparlanmasına ve altın fiyatları üzerindeki satış baskısının artmasına neden oldu.
Enflasyon beklentisi altına alan açtı

Güven verisinin ayrıntıları ise altın açısından daha dengeli bir görünüm oluşturdu.
ABD’li tüketicilerin gelecek 12 aya ilişkin enflasyon beklentisi hazirandaki yüzde 4,6 seviyesinden yüzde 4,2’ye geriledi. Beş yıllık enflasyon beklentisi ise yüzde 3,3 seviyesinde değişmedi.
Kısa vadeli beklentilerdeki düşüş, enerji fiyatlarındaki yükselişin henüz tüketicilerde kalıcı bir enflasyon korkusuna dönüşmediğine işaret etti.
Bir gün önce açıklanan Fed’in yakından takip ettiği kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi de benzer bir sinyal vermişti.
Manşet endeks haziranda aylık yüzde 0,1 düşerken yıllık enflasyon yüzde 4,1’den yüzde 3,7’ye geriledi. Gıda ve enerji hariç çekirdek endeks aylık yüzde 0,1, yıllık yüzde 3,3 arttı.
Çekirdek enflasyonun yıllık bazda yüzde 3,4’ten yüzde 3,3’e gerilemesi, fiyat baskısının yavaşladığını ancak Fed’in yüzde 2 hedefinin hâlâ üzerinde bulunduğunu gösterdi.
Dolar ve tahvil faizi baskıyı artırdı

ABD verilerinin ekonomide sert bir yavaşlamaya işaret etmemesi dolar ve tahvil piyasasında satışları beraberinde getirdi.
Dolar endeksi yüzde 0,2’ye yakın yükselişle 100,04 çevresine çıktı. Doların güçlenmesi, diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar için altının maliyetini artırdı.
ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,73–4,75 aralığına yükselerek son dönemin en yüksek bölgelerinden birine ulaştı. Tahvil faizlerindeki yükseliş, faiz getirisi sunmayan altının alternatif maliyetini artırdı.
Altın açısından baskıyı güçlendiren bir diğer unsur Fed’in bu haftaki kararında ortaya çıkan görüş ayrılığı oldu.
Fed politika faizini yüzde 3,50–3,75 aralığında sabit tuttu. Ancak karar dokuz üyenin desteğine karşı üç üyenin karşı oyuyla alındı. Karşı oy kullanan üyeler politika faizinin 25 baz puan artırılmasını istedi.
Fed içindeki bu ayrışma, piyasanın bir sonraki toplantıda faiz artışı ihtimalini tamamen dışlamasını engelliyor.
Altın fiyatlarında üç eşik izlenecek

Altın fiyatları açısından yeni dönemde ilk önemli eşik 4 bin dolar olacak. Bu seviyenin korunması, temmuz ayında oluşan toparlanma eğiliminin devam edebilmesi bakımından önem taşıyor.
Yukarı yönlü hareketlerde hafta içinde görülen 4 bin 100–4 bin 116 dolar bölgesinin yeniden aşılması gerekecek.
Makroekonomik tarafta ise dolar endeksinin 100 seviyesi üzerindeki seyri ile 10 yıllık ABD tahvil faizinin yüzde 4,75 çevresindeki hareketi altının kısa vadeli yönünde belirleyici olacak.
Jeopolitik riskler altına güvenli liman talebi sağlarken aynı gelişmelerin petrol fiyatlarını ve enflasyon beklentilerini artırması tahvil faizleri üzerinden ters yönde baskı oluşturuyor.
Bu nedenle altın piyasasında aynı riskin iki farklı kanaldan zıt sonuç üretmesi beklenebilir. Güvenli liman talebi fiyatları desteklerken yüksek enerji maliyetlerinin Fed’i daha sıkı tutabileceği beklentisi yükselişlerin önünü kesebilir.


