ABD’li üç üretici, Türkiye’den ithal edilen kaynaklı paslanmaz çelik hat ve basınç boruları için antidamping ve sübvansiyona karşı telafi edici vergi başvurusu yaptı. Henüz vergi kararı bulunmuyor.
ABD’de Türk çelik borusu ihracatını doğrudan etkileyebilecek yeni bir ticaret süreci başladı.
Bristol Pipe and Tube, Felker Brothers Corporation ve Primus Pipe and Tube, Türkiye, Hindistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden ithal edilen kaynaklı paslanmaz çelik hat ve basınç borularına karşı 15 Temmuz 2026 tarihinde başvuruda bulundu.
ABD Ticaret Bakanlığı ile ABD Uluslararası Ticaret Komisyonuna sunulan dilekçelerde, üç ülkeden gelen ürünlerin ABD pazarında normal değerinin altında satıldığı öne sürüldü.
Türkiye ve Hindistan’dan yapılan ithalatın bazı kamu desteklerinden yararlandığı iddiasıyla sübvansiyona karşı telafi edici vergi soruşturması da talep edildi.
Başvuru yapıldı, henüz soruşturma kararı çıkmadı

Süreç henüz başlangıç aşamasında bulunuyor. ABD’li üreticiler tarafından yapılan başvuru, Türk çelik borusuna doğrudan vergi uygulandığı veya şirketler hakkında nihai karar verildiği anlamına gelmiyor.
ABD Ticaret Bakanlığının başvurunun yasal şartları karşılayıp karşılamadığını incelemesi ve soruşturma açılıp açılmayacağına karar vermesi bekleniyor.
İlk takvime göre soruşturmanın başlatılmasına ilişkin kararın 4 Ağustos 2026 civarında açıklanması öngörülüyor. Takvim, kurumların uzatma kararlarına ve inceleme sürecine bağlı olarak değişebilecek.
Türk çelik borusu için marj iddiası yüzde 113’e ulaştı

Başvuruyu yapan ABD’li üreticiler, Türkiye menşeli ürünler için yüzde 14,88 ile yüzde 113,28 arasında değişen antidamping marjı hesaplandığını ileri sürdü.
Hindistan için yüzde 67,62 ile yüzde 154,37, Birleşik Arap Emirlikleri için ise yüzde 62,36 ile yüzde 120,19 arasında değişen marjlar iddia edildi.
Bu oranlar kesinleşmiş gümrük vergileri değil. Başvuru sahipleri tarafından hesaplanan ve soruşturma sürecinde ABD Ticaret Bakanlığı tarafından doğrulanması gereken iddiaları ifade ediyor.
Türkiye ve Hindistan için ayrıca telafi edici vergi talep edildi. Ancak bu başvuruda Türkiye’ye ilişkin belirli bir telafi edici vergi oranı açıklanmadı. Yalnızca iddia edilen sübvansiyon etkisinin ihmal edilebilir düzeyin üzerinde olduğu savunuldu.
Ereğli ve Kardemir gibi borsa şirketleri bu vergiden etkilenmiyor

Başvurunun kapsamı, Türkiye’den ABD’ye ihraç edilen kaynaklı östenitik paslanmaz çelik hat ve basınç borularıyla sınırlı bulunuyor. Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları ile Kardemir’in kamuya açıklanan ana ürün grupları ise bu tanımdan farklılık gösteriyor.
EREGL ağırlıklı olarak sıcak ve soğuk haddelenmiş yassı çelik, galvanizli sac ve kaplamalı ürünler üretirken KRDMD’nin ürün portföyünde ray, profil, kangal, inşaat çeliği, kütük ve demiryolu tekeri gibi uzun çelik ürünleri öne çıkıyor. Her iki şirket de soruşturmanın merkezindeki kaynaklı paslanmaz çelik hat ve basınç borularının doğrudan üreticisi veya ihracatçısı olarak görünmüyor.
Bu nedenle mevcut ürün kapsamı değişmediği sürece EREGL ve KRDMD’nin olası antidamping veya telafi edici vergiden doğrudan etkilenmesi beklenmiyor. Piyasada “Türk çeliğine yeni vergi” algısıyla kısa vadeli fiyat hareketleri görülebilse de somut ticari risk, esas olarak ABD’ye soruşturma kapsamındaki paslanmaz kaynaklı boruları gönderen üretici ve ihracatçılar üzerinde bulunuyor.
Türkiye’den ithalat bir yılda 11,5 katına çıktı

Başvuru dosyasında yer alan verilere göre ABD’nin Türkiye’den kapsamdaki ürün ithalatı 2023 yılında yalnızca 61 kısa ton seviyesindeydi.
Miktar 2024’te 1.096 kısa tona, 2025’te ise 12 bin 628 kısa tona yükseldi. Böylece Türkiye’den yapılan ithalat 2024 ile 2025 arasında yaklaşık 11,5 katına çıktı.
ABD’nin Türkiye’den gerçekleştirdiği 2025 ithalatı yaklaşık 11 bin 456 metrik tona karşılık geliyor.
2026 yılının ocak-mart döneminde Türkiye’den yapılan ithalat 2 bin 767 kısa ton, yaklaşık 2 bin 510 metrik ton olarak kaydedildi.
Hindistan, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden yapılan toplam ithalat ise 2023’te 2 bin 918 kısa tonken 2025’te 36 bin 287 kısa tona ulaştı.
Başvuru verileri üzerinden yapılan hesaplamaya göre Türkiye, üç ülkeden gerçekleştirilen toplam ithalatın 2025’te yaklaşık yüzde 35’ini oluşturdu. Türkiye’nin 2026’nın ilk çeyreğindeki payı ise yaklaşık yüzde 42’ye yükseldi.
Hangi ürünler başvurunun kapsamında?

Başvuru, çap sınırlaması olmaksızın dairesel kesitli, kaynaklı ve östenitik paslanmaz çelik hat ve basınç borularını kapsıyor.
İnceleme talep edilen ürünler arasında ASTM A-312, ASTM A-358, ASTM A-409 ve ASTM A-778 standartlarına uygun borular bulunuyor. ASME’nin eş değer standartları ile Amerikan Petrol Enstitüsünün API 5LC standardındaki ürünler de kapsama dahil ediliyor.
Benzer yerli veya yabancı teknik standartlarda üretilen borular da ürün tanımının diğer şartlarını karşılamaları halinde incelemeye girebilecek.
Bu ürünler rafineriler, petrokimya ve kimya tesisleri, gıda işleme fabrikaları, ilaç üretimi, su arıtma sistemleri ve boru hattı projelerinde kullanılıyor.
Paslanmaz yapıları nedeniyle yüksek sıcaklık, basınç ve aşındırıcı maddelerin bulunduğu endüstriyel sistemlerde tercih ediliyor.
Bazı boru türleri kapsam dışında bırakıldı

Başvuru bütün paslanmaz çelik boru ve tüpleri kapsamıyor.
ASTM A-554 standardındaki kaynaklı paslanmaz mekanik borular kapsam dışında tutuluyor. Kazan, ısı eşanjörü, kızdırıcı, rafineri fırını, besleme suyu ısıtıcısı ve kondenser sistemlerinde kullanılan belirli tüpler de başvuru kapsamına girmiyor.
ASTM A-269 ve ASTM A-270 standartlarındaki özel amaçlı tüpler ile duvar kalınlığı 1,65 milimetrenin altında bulunan kaynaklı paslanmaz tüpler de dışarıda bırakıldı.
Hindistan’dan gelen ve 2016’dan beri yürürlükte bulunan mevcut antidamping veya telafi edici vergi kararlarının kapsamına giren bazı ürünler de yeni dosyadan ayrı tutulacak.
Ürünün yalnızca gümrük tarife koduna bakılarak değerlendirilmesi yeterli olmayacak. ABD makamları açısından başvuruda yer alan yazılı ürün tanımı belirleyici olacak.
İki Türk şirketi başvuru ekinde yer aldı

Başvurunun üretici ve ihracatçıları gösteren ekinde Türkiye’den iki şirketin adına yer verildi.
Listede Tekirdağ’ın Ergene ilçesinde üretim tesisi bulunan Şenlikoğlu İnoks Kimya Tesisleri Sanayi ve Ticaret AŞ ile Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde boru fabrikası bulunan YC Inox TR Çelik Sanayi ve Ticaret AŞ bulunuyor.
Şirketlerin başvuru ekinde yer alması, haklarında ihlal veya dumping kararı verildiği anlamına gelmiyor. Liste, başvuru sahiplerinin kapsamdaki ürünlerin üreticisi veya ihracatçısı olarak belirttiği şirketleri gösteriyor.
Soruşturma açılması halinde ABD Ticaret Bakanlığı, ihracatçılardan satış fiyatları, üretim maliyetleri, bağlı şirket işlemleri ve ABD’ye yapılan sevkiyatlara ilişkin ayrıntılı bilgi isteyebilecek.
Yanıt vermeyen veya talep edilen bilgileri eksik sunan şirketler açısından ABD makamlarının mevcut olumsuz verilere dayanarak daha yüksek marj hesaplama riski bulunuyor.
Sübvansiyon iddiaları geniş bir listeye dayanıyor

ABD’li üreticiler, Türkiye’de uygulanan çeşitli destek ve teşviklerin ihracatçılara haksız avantaj sağladığını iddia etti.
Başvuruda organize sanayi bölgelerinde sağlanan arazi, altyapı ve vergi avantajları; ihracat gelirlerine yönelik vergi indirimleri; dahilde işleme uygulamaları ve ihracat kredilerine ilişkin vergi muafiyetleri sıralandı.
Türk Eximbank’ın reeskont, sevk öncesi ihracat kredisi, ihracata yönelik yatırım ve işletme sermayesi kredileri de incelenmesi istenen programlar arasında gösterildi.
Başvuru sahipleri ayrıca doğal gazın piyasa koşullarının altında sağlandığını, bazı araştırma-geliştirme desteklerinin, YEKDEM uygulamalarının, Turquality programının ve yatırım teşviklerinin telafi edilebilir sübvansiyon oluşturabileceğini ileri sürdü.
Bunlar başvuru sahiplerinin iddiaları niteliğinde. Programların gerçekten belirli şirketlere özgü, ölçülebilir ve ABD ticaret mevzuatı kapsamında telafi edilebilir destek oluşturup oluşturmadığını ABD Ticaret Bakanlığı inceleyecek.
ABD’de iki kurum Türk çelik borusu için paralel inceleme yürütecek

Soruşturmanın başlaması halinde ABD Uluslararası Ticaret Komisyonu ile ABD Ticaret Bakanlığı farklı konuları inceleyecek.
Uluslararası Ticaret Komisyonu, ithalatın ABD’deki yerli üreticiler üzerinde maddi zarara veya maddi zarar tehdidine yol açtığına ilişkin makul gösterge bulunup bulunmadığını değerlendirecek.
Ticaret Bakanlığı ise ürünlerin ABD’ye normal değerinin altında satılıp satılmadığını ve Türkiye’den gelen ürünlerin telafi edilebilir kamu desteklerinden yararlanıp yararlanmadığını araştıracak.
Uluslararası Ticaret Komisyonunun ön kararının Ağustos 2026’nın sonunda gelmesi bekleniyor. Komisyonun zarar iddiasını ilk aşamada reddetmesi halinde dosya kapanabilecek.
Komisyon olumlu karar verirse Ticaret Bakanlığının damping ve sübvansiyon incelemeleri devam edecek.
İlk geçici vergi kararı ekimde gelebilir

Mevcut yaklaşık takvime göre sübvansiyona karşı telafi edici vergi soruşturmasındaki ilk kararın 8 veya 9 Ekim 2026 civarında açıklanması bekleniyor.
Antidamping soruşturmasındaki ön karar için ise 22 Aralık 2026 tarihi öngörülüyor.
Ticaret Bakanlığının olumlu ön karara varması halinde ABD’li ithalatçılardan tahmini vergi tutarında nakit teminat yatırmaları istenebilecek.
Nihai telafi edici vergi kararlarının 2027’nin ilk çeyreğinde, antidamping dosyasının nihai kararlarının ise 2027’nin ikinci çeyreğinde tamamlanması bekleniyor.
İthalatın başvurunun ardından olağan dışı biçimde arttığının belirlenmesi halinde bazı yükümlülüklerin geriye dönük uygulanması da gündeme gelebilecek. Ancak bunun için ayrıca kritik durum tespiti yapılması gerekiyor.
Türk çelik borusu ihracatında maliyet riski

Yüksek oranlı bir ön karar, ABD’deki ithalatçıların Türk çelik borusu siparişlerinde ek teminat maliyetiyle karşılaşmasına neden olabilir.
Bu durum Türk üreticilerin ABD pazarındaki fiyat rekabetini, yeni siparişlerini ve teslimat programlarını etkileyebilir. ABD’li müşterilerin alternatif ülkelere veya yerli üreticilere yönelmesi de olası sonuçlar arasında bulunuyor.
Buna karşılık başvurudaki yüksek oranların doğrudan kesinleşeceği varsayılamaz. Şirketlerin sunacağı satış ve maliyet verileri sonucunda hesaplanan marjlar daha düşük veya daha yüksek çıkabilir.
Soruşturmanın kapsamı, seçilecek örnek ihracatçılar, şirketlerin iş birliği düzeyi ve ABD yerli sanayisinin zarar gördüğüne ilişkin bulgular nihai sonucu belirleyecek.
Türk çelik borusu hakkında henüz kesinleşmiş bir ek vergi bulunmuyor

Mevcut aşamada Türkiye’den ABD’ye gönderilen söz konusu ürünler için bu başvuruya dayanan yeni ve kesinleşmiş bir antidamping veya telafi edici vergi bulunmuyor.
Yüzde 14,88 ile yüzde 113,28 arasındaki oranlar başvuru sahiplerinin Türkiye için ileri sürdüğü tahmini damping marjları.
İlk kritik eşik ABD makamlarının soruşturmayı resmen başlatıp başlatmayacağı olacak. Ardından ABD Uluslararası Ticaret Komisyonunun yerli üreticiler açısından zarar göstergesi bulunup bulunmadığına ilişkin ön kararı izlenecek.
Türk üreticiler açısından ürün kapsamının doğru belirlenmesi, ABD’ye yapılan satış kayıtlarının hazırlanması ve olası soru formlarına süresi içinde eksiksiz yanıt verilmesi sürecin en önemli başlıklarını oluşturacak.


