ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent, Orta Doğu’da tırmanan gerilim ve İran savaşı nedeniyle görevinden istifa ettiğini açıkladı. 17 Mart Salı günü istifasını sunan Kent, Trump yönetimine yönelik çok sert suçlamalarda bulundu.
Kent, 79 yaşındaki Trump’a gönderdiği mektupta mevcut askeri operasyonları vicdanen destekleyemeyeceğini belirtti. İran’ın ABD için yakın bir tehdit oluşturmadığını savunan Kent, bu savaşın İsrail ve ABD’deki güçlü lobilerin baskısıyla başlatıldığını iddia etti.
İstifa mektubunda dile getirilen İran savaşı iddiaları

Emekli bir ordu subayı ve CIA ajanı olan Kent, Trump’ın 2016 ve 2024 seçimlerinde vaat ettiği dış politika ilkelerine sadık kaldığını ancak mevcut durumun bu vaatlerle çeliştiğini yazdı. Kent, İsrail hükümetinin bir dezenformasyon kampanyası yürüterek yönetimi yanılttığını savundu.
Bu kampanya ile Trump’ın “İran bir tehdittir” algısına hapsedildiğini ve İran Savaşı ile hata yapıldığını dile getiren Kent, hızlı bir zafer vaadinin yalan olduğunu ifade etti. Kent’e göre bu taktikler, ABD’yi binlerce kayıp verilen Irak Savaşı’na sokan yöntemlerle büyük benzerlik gösterdi.
Beyaz Saray ve Trump cephesinden gelen yanıtlar

Trump ise Joe Kent’in iddialarını reddederek İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun kendisini ikna ettiği yönündeki suçlamaları kabul etmedi. 28 Şubat tarihinde başlatılan İran Savaşı olayının İran’ın oluşturduğu yakın tehdit nedeniyle yapıldığını savundu.
Beyaz Saray’da bir basın toplantısı düzenleyen Trump, Kent’in güvenlik konularında son derece zayıf bir figür olduğunu söyledi. Kent’in ayrılmasından memnuniyet duyduğunu belirten Trump, İran’ın nükleer silah geliştirmeye sadece iki hafta uzaklıkta olduğunu iddia etti.
Büyüyen İran savaşı ve insani bilançonun ağırlığı

Trump, eğer müdahale edilmeseydi bir “nükleer felaket” yaşanacağını iddia ederek Kent gibi düşünenlerin zeki olmadığını savundu. Kent, görev süresi boyunca ulusal istihbarat direktörü Tulsi Gabbard’ın en yakın çalışma arkadaşlarından biri olarak dikkat çekmişti.
ABD ve İsrail’in saldırılarının İran Savaşı başlatmasından bu yana geçen haftalarda bölgedeki can kaybı korkutucu boyutlara ulaştı. Birleşmiş Milletler verilerine göre İran ve Lübnan’da binlerce kişi öldü, milyonlarca insan ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.
ABD askerlerine yönelik saldırılar ve iç gerilim

Bölgedeki İran Savaşı çatışmalarında şimdiye kadar en az 13 ABD askeri hayatını kaybederken, bunların yedisinin doğrudan İran saldırılarıyla öldüğü açıklandı. Bölgedeki birçok ABD askeri üssü ve büyükelçiliği de füze saldırılarının hedefi haline geldi.
Savaşın etkisi ABD içindeki toplumsal barışı da tehdit etmeye başladı. Michigan’da bir sinagoga düzenlenen saldırı girişimi, bölgedeki şiddetin yerel yansımalarına dair endişeleri artırdı.
Kent’in geçmişi ve senatör Warner’ın desteği

İstifa mektubunda 11 kez cepheye gittiğini hatırlatan Kent, eşini Suriye’deki bir canlı bomba saldırısında kaybettiğini belirtti. Kent, ABD’nin Orta Doğu’daki başarısız politikalarının temelinde İsrail ile kurulan ittifakın yattığını savundu.
Senatör Mark Warner, Kent’in geçmişteki tartışmalı görüşlerini eleştirse de İran tehdidi konusundaki tespitlerine destek verdi. Warner, ABD’nin siyasi dürtüler veya bir başkanın kişisel arzularıyla savaşa sürüklenemeyeceğini ifade etti.
Son dönemde yaşanan bu istifa ve saha verileri, İran savaşı stratejisinin hem askeri hem de diplomatik açıdan büyük bir yol ayrımına girdiğini gösteriyor.


