İran, Nasr-2 operasyonu kapsamında Bahreyn, Ürdün ve Kuveyt’teki ABD bağlantılı askerî tesisler ile bulut altyapılarını hedef aldığını açıkladı. BAE saldırıları egemenlik ihlali sayarak bölge ülkelerine açık destek verdi.
İran, ABD’nin ülke topraklarına düzenlediği saldırılara karşı yürüttüğü askerî operasyonların kapsamını genişlettiğini açıkladı. Tahran yönetimi, Bahreyn, Ürdün ve Kuveyt’teki ABD bağlantılı üsler, lojistik merkezleri ve teknoloji altyapısının füze ve insansız hava araçlarıyla hedef alındığını bildirdi.
Nasr-2 Operasyonu kapsamında yapılan son açıklamalarda Amazon Web Services’ın Bahreyn’deki bulut altyapısı da hedefler arasında gösterildi. İranlı yetkililer ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri’nde uzun yıllardır faaliyet gösteren bir veri merkezinin imha edildiğini ileri sürdü.
Birleşik Arap Emirlikleri ise İran’ın Bahreyn, Kuveyt, Ürdün ve Irak Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırılarını kınadı. Abu Dabi yönetimi, saldırıları bölge ülkelerinin egemenliğine ve güvenliğine yönelik açık bir tehdit olarak değerlendirdi.
Saldırılar üç ülkeye yayıldı

İran ordusu, Ürdün’deki El Ezrak Hava Üssü’nde ABD kuvvetlerine ait konaklama alanları, lojistik binaları ve askerî ekipmanın insansız hava araçlarıyla hedef alındığını açıkladı.
Bahreyn’deki Şeyh İsa Hava Üssü’nde bakım tesisleri, uçak hangarları ve ekipman depolarının Arash tipi insansız hava araçlarıyla vurulduğu öne sürüldü.
Kuveyt’te ise ABD’nin bölgedeki başlıca lojistik merkezlerinden Camp Doha’ya geniş çaplı insansız hava aracı saldırısı düzenlendiği bildirildi. İran ordusu, mühimmat depoları ile Amerikan kara birliklerine destek sağlayan lojistik merkezlerin hedef alındığını savundu.
İran Devrim Muhafızları Ordusu da Ürdün’deki Kral Faysal ve Prens Hasan askerî üslerinin füze ve insansız hava araçlarıyla vurulduğunu açıkladı.
Uçak hangarları hedefte

Devrim Muhafızları, Ürdün’de düzenlenen saldırılarda F-15 savaş uçaklarının kullandığı hangarların, insansız hava aracı bakım tesislerinin ve ağır nakliye helikopterlerine hizmet veren altyapının zarar gördüğünü ileri sürdü.
İran tarafı, operasyon sırasında henüz göreve alınmamış sekiz MQ-9 insansız hava aracının imha edildiğini, başka uçakların da hasar gördüğünü iddia etti.
ABD personeli arasında kayıp yaşandığı da öne sürüldü. Ancak İran’ın açıkladığı hasar, araç kaybı ve personel kaybı rakamları bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmadı.
Operasyonların farklı ülkelerdeki üsleri aynı anda kapsaması, Tahran’ın saldırılarını tek bir cephe yerine bölgedeki ABD lojistik ağına yaymayı hedeflediğini gösteriyor.
İran AWS altyapısını hedef alıyor

İran Silahlı Kuvvetleri, Amazon Web Services’ın Bahreyn’deki bulut altyapısını ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının bilgi işleme merkezlerinden biri olarak tanımladı.
Hedef gösterilen me-south-1 bulut bölgesi, Amazon’un 2019 yılında Batı Asya’da hizmete açtığı ilk AWS veri merkezi altyapısı olarak biliniyor.
İranlı yetkililer, tesisin Körfez genelindeki ABD askerî operasyonları için veri işleme, istihbarat ve dijital destek sağladığını savundu. Merkezin, CENTCOM’un “dijital gözü” olarak kullanıldığı ileri sürüldü.
Açıklamada Amazon’un Pentagon tarafından yürütülen Joint Warfighting Cloud Capability programındaki rolüne de işaret edildi. Program kapsamında teknoloji şirketleri ABD Savunma Bakanlığına bulut, yapay zekâ ve veri işleme hizmetleri sağlıyor.
İran yetkilileri BAE’de veri merkezinin vurulduğunu duyurdu

İran Silahlı Kuvvetleri Kıdemli Sözcüsü Tuğgeneral Ebulfazl Şekarçi, Birleşik Arap Emirlikleri’nde 20 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren bir veri merkezinin İran tarafından imha edildiğini ileri sürdü.
Şekarçi, ABD, Avrupa ülkeleri ve İsrail’in desteğiyle kurulduğunu söylediği merkezin Batı Asya ile dünyanın bir bölümündeki gelişmeleri izlemek amacıyla kullanıldığını savundu.
İranlı sözcü, yıllar içinde oluşturulan veri toplama ve kontrol altyapısının savaş sırasında kullanılamaz hale getirildiğini söyledi. Ancak tesisin adı, tam konumu ve uğradığı hasara ilişkin teknik ayrıntı açıklanmadı.
Şekarçi ayrıca ABD ve müttefiklerinin bölgede 14 ana stratejik üs ile üç destek üssünü kaybettiğini öne sürdü. Toplam 17 üsse ilişkin bu iddia da bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmadı.
İran kapasitesini yenilediğini savundu

İranlı askerî yetkililer, ABD’nin 28 Şubat’ta başlattığı ilk geniş çaplı saldırı dalgasının ardından komuta, üretim ve lojistik kapasitesinin yeniden kurulduğunu açıkladı.
Tahran, ilk saldırıların İran’ın füze gücünü, komuta yapısını ve uzun süreli savaş kapasitesini zayıflatmayı amaçladığını savundu. Son operasyonların ise ülkenin yeniden eş zamanlı füze ve insansız hava aracı saldırıları gerçekleştirebildiğini gösterdiği belirtildi.
Savunma Bakan Vekili Tuğgeneral Mecid İbn el-Rıza, savaş koşullarının yerli askerî teknolojilerin geliştirilmesini hızlandırdığını söyledi.
Şekarçi de stratejik füze üretiminin savaş boyunca durmadığını, üretilen mühimmatın doğrudan operasyonel kullanıma alındığını ve tüketilen stokların yenilendiğini belirtti.
İranlı yetkililer, üretim tesislerinin dağınık yapısı, yer altı merkezleri ve hareketli fırlatma platformları sayesinde ABD istihbaratının askerî kapasiteyi tamamen etkisiz hale getiremediğini savunuyor.
BAE’den bölgesel tepki

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanlığı, İran’ın Bahreyn, Kuveyt, Ürdün ve Irak Kürdistan Bölgesi’ne yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını sert biçimde kınadı.
Abu Dabi yönetimi, saldırıların uluslararası hukukun ve devletlerin egemenlik haklarının açık ihlali olduğunu açıkladı. Eylemlerin ulusal ve bölgesel güvenliği doğrudan tehdit ettiği belirtildi.
BAE, Bahreyn, Kuveyt, Ürdün, Irak ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile dayanışma içinde olduğunu bildirdi. İlgili yönetimlerin topraklarını ve vatandaşlarını korumak amacıyla aldığı güvenlik önlemlerine destek verileceği kaydedildi.
Açıklamada askerî gerilimin durdurulması, iyi komşuluk ilkelerine uyulması ve bölgesel istikrarı tehlikeye atan saldırıların sona erdirilmesi çağrısı yapıldı.
Enerji ve veri cephesi

İran’ın son operasyonları, savaşın yalnızca hava üsleri ve mühimmat depolarıyla sınırlı kalmadığını gösteriyor. Bulut bilişim merkezleri, veri işleme tesisleri, enerji altyapısı ve lojistik ağlar da doğrudan askerî hedef söyleminin parçası haline geliyor.
AWS ve benzeri bulut altyapılarının hedef alınması, bölgedeki banka, havayolu, kamu kurumu ve şirketlerin kullandığı dijital hizmetler açısından yeni bir risk oluşturuyor.
Üsler ve veri merkezlerinin Körfez ülkelerinde bulunması, İran ile ABD arasındaki çatışmanın üçüncü ülkelerin egemenlik ve güvenlik alanına yayılmasına neden oluyor.
Bölgesel piyasalar bundan sonraki süreçte yeni saldırıların enerji tesisleri, limanlar, veri merkezleri ve Hürmüz Boğazı’ndaki taşımacılık üzerindeki etkisini izleyecek.


