ABD ve İran arasında haftalar süren gerginliğin ardından sağlanan ateşkes anlaşması, Pakistan’ın arabuluculuğunda dünya kamuoyuna duyuruldu. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, salı gecesi X platformu üzerinden yaptığı açıklamada bu ateşkes anlaşması hakkında oldukça umutlu ifadeler kullandı. Şerif, Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti’nin, müttefikleriyle birlikte derhal geçerli olmak üzere bölgesel bir ateşkes anlaşması imzalama kararı aldığını bildirdi. Şerif’in açıklamasında, varılan bu ateşkes anlaşması metninin Lübnan dahil tüm bölgeleri kapsadığı özellikle vurgulandı.
Başbakan Şerif, her iki ülke liderliğine derin şükranlarını sunarken, küresel çapta ses getiren bu ateşkes anlaşması adımını dikkate değer bir bilgelik olarak nitelendirdi. Tarafların barış ve istikrar davasını ilerletmek için yapıcı bir şekilde meşgul olduklarını belirten Şerif, bu geçici ateşkes anlaşması sonrasında nihai ve kapsayıcı bir sözleşme için heyetleri 10 Nisan 2026 Cuma günü İslamabad’a davet etti. İslamabad Görüşmeleri’nin kalıcı bir ateşkes anlaşması ile sonuçlanmasını umduklarını söyleyen Şerif, önümüzdeki günlerde daha fazla iyi haber paylaşmak istediklerini ekledi.
İsrail güçleri Lübnan şehirlerine saldırdı

Ancak diplomasi trafiğinin getirdiği ve tüm dünyanın beklediği ateşkes anlaşması iyimserliği, çarşamba sabahı yerini ağır bir bombardımana bıraktı. İsrail güçleri, duyurulan ateşkes anlaşması maddelerinin yürürlüğe girmesi beklenirken Lübnan’ın dört bir yanına büyük çaplı bir hava harekatı başlattı. Yerel kaynaklara göre, Baalbek bölgesindeki çok sayıda kasaba ve başkent Beyrut şiddetli patlamalarla sarsıldı. Öğle saatlerindeki en yoğun insan trafiğinin olduğu anlarda gerçekleşen bu saldırılarda üç yüzden fazla sivil hayatını kaybetti ve yüzlercesi yaralandı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı yetkilileri, uluslararası haber ajansı Reuters‘a yaptıkları açıklamada hastanelerin kurbanlarla dolup taştığını ifade etti. Ülke genelindeki birçok hastane vatandaşlara acil kan bağışı çağrısında bulunurken, vurulan pek çok bölgede resmi olarak olağanüstü hal ilan edildi. Lübnan Cumhurbaşkanlığı ofisi ise yaşananları açıkça bir katliam olarak nitelendirdi. Bu beklenmedik şiddet sarmalı, Pakistan’ın bütün dünyaya duyurduğu ateşkes anlaşması için büyük bir tehdit oluşturdu.
Trump ateşkes anlaşması için farklı konuştu

Saldırıların hemen ardından ABD cephesinden de imzalanan ateşkes anlaşması sürecinin gidişatını değiştiren açıklamalar geldi. Trump, kamu yayıncısı PBS’e verdiği demeçte, Lübnan’ın varılan ateşkes anlaşması uzlaşmasına kesinlikle dahil olmadığını savundu. Trump, İsrail’in bölgedeki yoğun nüfuslu alanları vurmasını, Hizbullah ile yürütülen ayrı bir çatışma olarak tanımladı. Amerika Birleşik Devletleri adına sağlanan ateşkes anlaşması sürecini değerlendiren Trump, Hizbullah’ın çerçeve dışında bırakıldığını ve bu meselenin de eninde sonunda halledileceğini öne sürdü.
Trump, kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımlarda ise İran’ın sunduğu on maddelik teklifin kalıcı bir ateşkes anlaşması müzakereleri için iyi bir zemin oluşturduğunu belirtti. ABD ordusunun İran’daki tüm askeri hedeflerine fazlasıyla ulaştığını iddia eden Trump, geçmişteki anlaşmazlıkların neredeyse tamamında mutabık kalındığını vurguladı. Trump’a göre sağlanan geçici ateşkes anlaşması dönemindeki iki haftalık sessizlik, nihai imzanın tamamlanması ve resmileştirilmesi için yeterli bir fırsat sunacak.
İran tarafı Hürmüz Boğazı restini çekti

Trump’ın Lübnan’ı dışlayan yaklaşımı, ateşkes anlaşması sonrasında İran’ın sert tepkisine yol açtı. İran medyası, Tahran’ın İsrail’in saldırılarına karşı ciddi adımlar atacağını duyurmaya başladı. Fars Haber Ajansı, İsrail’in Lübnan’daki katliamına doğrudan bir yanıt olarak petrol tankerlerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçişinin askıya alındığını bildirdi. Ancak bu kritik hamle henüz üst düzey İranlı yetkililer tarafından resmi olarak doğrulanmadı ve süresinin ne kadar olacağı belirsizliğini koruyor.
Tasnim Haber Ajansı, bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı haberinde, İsrail’in saldırıları sürdürmesi halinde İran’ın bu ateşkes anlaşması masasından tamamen çekileceğini yazdı. El Cezire‘ye konuşan üst düzey bir yetkili ise Tahran’ın Lübnan’da işlenen suçlara mutlaka karşılık vereceğini ve İsrail’i cezalandıracağını kaydetti. Çatışmaların durmasını öngören ateşkes anlaşması maddelerinin tüm bölgeyi kapsadığını vurgulayan yetkili, İsrail’in söz tutmamakla tanındığını ve sadece kurşunlardan anladığını belirtti. Buna rağmen İran, kurulan ateşkes anlaşması dengesini hemen bozmamak adına İsrail’e henüz doğrudan bir füze göndermedi.
Tahran ateşkes anlaşması için on maddelik bir teklif hazırlamıştı

Krizin arka planında İran’ın öne sürdüğü kapsamlı şartlar bulunuyor. İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi, Washington’ın bu on maddelik planı müzakere temeli olarak kabul etmesini diplomatik bir zafer ilan etti. Konsey, savaşın fiilen bitmediğini hatırlatarak ordunun her an yeniden savaşmaya hazır olduğunu vurguladı. İran’ın talepleri arasında Hürmüz Boğazı’nın sadece kendi koordinasyonuyla uluslararası gemilere açılması ve ABD askeri varlığının tüm bölgeden çekilmesi başı çekiyor.
Bu on maddelik paketin detaylarında ayrıca tüm cephelerde çatışmaların kesin olarak durdurulması isteniyor. Savaşın yarattığı tahribat için İran’a tazminat ödenmesi, ülkeye uygulanan tüm ekonomik yaptırımların kaldırılması ve uluslararası bankalardaki dondurulmuş varlıkların iade edilmesi de talepler arasında yer alıyor. İran, bütün bu şartların sadece iki taraflı bir imza ile kalmamasını, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından çıkarılacak uluslararası bir kararla güvence altına alınmasını talep ediyor.
İsrail sağı Netanyahu yönetimine yüklendi

Bu duyuru, haftalardır İran’a yönelik büyük bir saldırı bekleyen İsrail iç siyasetinde hazırlanan ateşkes anlaşması nedeniyle deprem etkisi yarattı. Trump’ın İran medeniyetini tamamen yok etme tehdidini içeren ültimatomunun dolmasına sadece iki saat kala, İsrail televizyonları olası bir büyük operasyonun haberlerini veriyordu. Kanal 12 televizyonu, ismi açıklanmayan yetkililere dayandırdığı haberinde, sürenin dolmasının İsrail’e eşsiz bir saldırı fırsatı sunacağını aktarmıştı. Kanal 15 ise, İsrail ve ABD’nin İran’daki elektrik santralleri ile stratejik altyapı tesislerinden oluşan ortak bir hedef listesini çoktan onayladığını ve harekete geçmeyi beklediğini duyurmuştu.
Başbakan Binyamin Netanyahu’nun aşırı sağcı müttefikleri, Amerikan yönetimine çok sert sözlerle yüklendi. Yahudi Gücü partisinin önde gelen isimlerinden Zvika Fogel, Trump’ın savaştan bir ördek gibi kaçtığını söyleyerek ikili ilişkilere zarar verecek boyutta bir çıkış yaptı. Avigdor Liberman ise bu duraklamanın İran’a toparlanma fırsatı sunduğunu savundu ve İran’ın nükleer programı sonlandırılmadan yapılacak her kalıcı ateşkes anlaşması hamlesinin gelecekte İsrail’e daha ağır bedeller ödeteceğini öne sürdü. Muhalefet lideri Yair Lapid ise durumu, İsrail tarihindeki en büyük siyasi başarısızlık olarak kayda geçirdi ve ülkesinin masaya bile çağrılmadığını vurguladı.
Hizbullah ve direniş cephesi test ediliyor

Netanyahu’nun Lübnan’da tırmandırdığı şiddetin arkasında farklı hesaplar yatıyor. Analistlere göre, Ekim 2023’te yaşanan benzeri görülmemiş güvenlik zafiyetinin sorumluluğunu taşıyan Netanyahu, bunu unutturacak kesin bir askeri zafer arıyor. Gazze’de yaşanan muazzam yıkıma rağmen Hamas’ın tasfiye edilememesi, İsrail liderliğini İran ve onun bölgesel müttefiklerinden oluşan direniş eksenine ağır bir darbe indirmeye mecbur bıraktı. Hizbullah’ın zayıflatılması da bu planın kilit bir parçasını oluşturuyor.
Hizbullah, geçtiğimiz aylarda üst düzey askeri komutanlarının suikasta kurban gitmesine rağmen hızla toparlanarak savaş gücünü yeniden kanıtlamıştı. Örgüt, diplomatik çabalara şans tanımak için salı gecesi tek taraflı olarak İsrail’e füze atışlarını durdurduğunu açıklamıştı. Ancak çarşamba günü gerçekleşen devasa bombardıman, eğer Hizbullah karşılık vermezse İsrail’in Birleşmiş Milletler verilerine göre geçmişte on beş binden fazla kez ihlal ettiği eski dinamiklere geri dönüleceğini gösteriyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu ise, Lübnan’a yönelik saldırıların derhal durmaması halinde bölgedeki kötü niyetli saldırganlara pişman edici bir yanıt vereceklerini belirterek savaşa dönme sinyali verdi.
Uluslararası toplum ateşkes anlaşması sonrası tüm cephelerde barış istiyor

İsrail’in Lübnan ve İran cephelerini birbirinden ayırma stratejisi ve geçici ateşkes anlaşması ihlalleri, uluslararası kamuoyunda bu kez karşılık bulamıyor. Gazze savaşında uygulanan saldırılara sessiz kalan Batılı ülkeler, krizin küresel ekonomiye etkileri nedeniyle tutum değiştirmeye başladı. Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidi ve bunun sonucunda petrol fiyatlarında yaşanan ani sıçramalar, Washington üzerindeki baskıyı artırdı. Amerika Birleşik Devletleri içinden de savaşa verilen desteğin hızla azaldığı gözlemleniyor.
Avrupalı liderler İslamabad görüşmeleri öncesinde pozisyonlarını netleştirdi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, imzalanacak her türlü ateşkes anlaşması metninin Lübnan’ı mutlaka içermesi gerektiğini vurguladı. İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares de daha sert bir tonda konuşarak, İsrail’in egemen bir ülke olan Lübnan’ı işgal etmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti. Albares, bütün cephelerde çatışmaların kesin olarak sona ermesi gerektiğini savundu.
Diplomatik kriz piyasa dinamiklerini belirliyor

Pakistan’ın başkenti İslamabad’da gerçekleştirilecek kritik müzakerelerden çıkacak nihai sonuçlar, Ortadoğu’nun sınırlarını aşarak küresel ticaretin ve makroekonomik dengelerin yönünü tayin edecek. İsrail’in Lübnan sahasındaki kesintisiz askeri operasyonları bu tarihi ateşkes anlaşması için kırılgan bir zemin yaratırken, piyasalardaki belirsizlik her geçen gün derinleşiyor.
İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinden petrol tedarik zincirine müdahale etme potansiyeli önümüzdeki aylarda enerji enflasyonunda yapısal dalgalanmalara yol açabilir. Çatışmaların diplomatik yollarla kontrol altına alınamaması, yıllık bazda küresel yatırım stratejilerinde ve risk iştahında köklü bir daralmayı beraberinde getirecek gibi görünüyor.


