ABD tüketici enflasyonu nisan ayında yıllık yüzde 3,8 seviyesine ulaşarak son üç yılın en yüksek seviyesini kaydetti. ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu (BLS) verilerine göre, mart ayında yüzde 3,3 olan bu oran, Ortadoğu’daki askeri gerilimin enerji piyasaları üzerindeki etkileriyle ivme kazandı. Enerji fiyatları yıllık bazda yüzde 17,9 artış göstererek tüm harcama kategorileri arasında en yüksek yükselişi gerçekleştirdi.
Enerji maliyetleri ABD tüketici enflasyonu üzerinde baskı oluşturuyor

Şubat ayı sonundan bu yana devam eden askeri operasyonlar, küresel enerji rotalarında aksamalara yol açmıştı. Hürmüz Boğazı’nın geçişlere kapatılması, dünya petrol ve doğalgaz arzının yaklaşık beşte birinin piyasaya ulaşmasını engelliyor. Bu durum ABD’deki akaryakıt fiyatlarının savaşın başlangıcından bu yana yüzde 51 oranında artmasına neden oldu.
Gıda fiyatları nisan ayında bir önceki yıla göre yüzde 3,2 yükselirken, market harcamaları 2023 yılından bu yana en hızlı artış oranına ulaştı. Değişken gıda ve enerji kalemlerini içermeyen çekirdek tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ise mart ayındaki yüzde 2,6 seviyesinden nisan ayında yüzde 2,8’e yükseldi. Tüketiciler sadece akaryakıt istasyonlarında değil, elektrik faturalarındaki keskin artış nedeniyle kamu hizmeti ödemelerinde de yüksek maliyetlerle karşılaşıyor.
Federal Rezerv faiz artırımı seçeneklerini değerlendiriyor

Enflasyon verilerinin hedeflenen yüzde 2 seviyesinden uzaklaşması, Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) üyeleri arasında faiz artırımı ihtimalini gündeme getirdi. Federal Rezerv yetkilileri, enflasyonun yukarı yönlü seyri ve iş gücü piyasasının gücünü koruması nedeniyle yakın zamanda bir faiz indirimi yapılmasının olası görünmediğini belirtiyor. Yatırımcıların gelecek yıl için ek faiz artışlarını fiyatlamaya başlaması bekleniyor.
Trump yönetimi tarafından Federal Rezerv kurul üyeliğine aday gösterilen Kevin Warsh’ın atamasının bu hafta Senato tarafından onaylanması bekleniyor. Analistler, her ne kadar yeni yönetimin faiz indirimine eğilimli isimleri göreve getirme çabası olsa da, mevcut verilerin Federal Rezerv üzerindeki sıkılaşma baskısını artırdığını vurguluyor. Gümrük tarifeleri ve artan üretim maliyetleri kasım ayındaki ara seçimler öncesinde ekonomik belirsizliği körüklüyor.
Tedarik zinciri aksaklıkları 2027 yılına kadar sürebilir

Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması sadece bir enerji krizi değil, aynı zamanda küresel bir tedarik zinciri şoku olarak tanımlanıyor. Ekonomistler, bu durumun pandemi dönemindeki aksaklıklara benzer etkiler yarattığını ve boğaz yarın açılsa dahi etkilerinin 2027 yılına kadar hissedilebileceği konusunda uyarıda bulunuyor. Tedarik zincirindeki bozulmalar, imalat sektöründe maliyet artışlarını kalıcı hale getirme riski taşıyor.
ABD tüketici enflasyonu nisan ayındaki verilerle birlikte yıllık bazda yükseliş eğilimini koruyarak para politikasındaki sıkılaşma döngüsünün devam edebileceğine dair sinyalleri güçlendirdi.


