Ateşkes çerçevesi altın için piyasa belirsizliğini azaltmıyor

Jeopolitik değerlendirme, Trump’ın savaşı başlatma ve ateşkes anlaşmasını kabul etme sürecini sorunlu görüyor. Aynı değerlendirme, krizin yine de yeni bir müzakere yaklaşımıyla yönetilebileceğini savunuyor. Bölgesel güvenlik, caydırıcılık ve gelecek hazırlığı, Kongre’de iki partili destek bulabilecek başlıklar arasında sayılıyor.
Trump’ın İran ile 14 maddelik anlaşması, Gazze için hazırladığı önceki 20 maddelik anlaşmayla benzerlik taşıyor. İki çerçeve de çatışmayı durdurdu, gerekli malların geçişini yeniden başlattı ve taraflar arasında daha geniş müzakereleri açtı. Ancak birçok gözlemci, anlaşmaların ilk maddelerin ötesine geçmekte zorlanacağını düşündü.
İran rejimi, daha önce savaş nedeni sayılabilecek eylemleri savaş eşiğinin altında yeniden tanımlayan bir normalleşme alanı oluşturdu. Jimmy Carter ve Ronald Reagan’dan bu yana ABD başkanları, Körfez’den uluslararası sulara geçiş özgürlüğünü korumak için askeri güç kullanma iradesi gösterdi. Son çerçeve, Hürmüz Boğazı üzerinde fiili İran kontrolü algısını güçlendirdi.
Obama, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ihtimaline karşı İran’ı özel kanallardan uyarmıştı. Trump ise 1 Nisan’daki ulusa seslenişinde çatışma bittiğinde boğazın doğal şekilde açılacağını savundu. Mevcut görünüm, Orta Doğu ve ABD politikası açısından daha kırılgan bir döneme işaret ediyor. Altın, bu kırılganlık nedeniyle kurumsal güven ve jeopolitik risk kanalından destek bulmayı sürdürüyor.
Ekonomiye yönelik riskler

Enerji stoklarındaki düşüş, emtia piyasasında arz güvenliği tartışmasını güçlendiriyor. Stratejik rezerv seviyesinin tarihsel dip bölgesine yaklaşması, Washington’ın fiyat istikrarı için kullandığı tampon alanı daraltıyor. Rafineri talebinin güçlü kalması, ham petrol çekilişlerini hızlandırırken enflasyon beklentilerinin düşmesini zorlaştırıyor. Söz konusu ortamda altın, klasik güvenli liman davranışından çok reel faiz ve politika görünümüne duyarlı hareket ediyor.
Hürmüz Boğazı üzerinden geçen tanker trafiği, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Irak ihracatı için kritik önem taşıyor. Boğazdaki kısıt, OPEC+ kararlarının piyasa üzerindeki etkisini geciktiriyor. Üretim kotası artarken taşıma kapasitesi sınırlı kaldığında, vadeli petrol fiyatları arz fazlasını hemen yansıtmayabilir. Altın yatırımcıları, enerji maliyetlerinin gecikmeli enflasyon etkisini bu yüzden izlemeyi sürdürüyor.
PJM kaynaklı elektrik kesintisi riski, ABD ekonomisinde talep taraflı enerji sıkışmasını görünür kılıyor. Veri merkezleri ve elektrikli araçlar, talep artışını mevsimsel klima kullanımının ötesine taşıyor. Şebeke kısıtları sanayi üretimi, hizmet sürekliliği ve bölgesel maliyetler üzerinde baskı yaratabilir. Altın piyasası, enerji altyapısındaki bu zayıflığı enflasyon ve büyüme görünümü üzerinden okuyor.


