Değerli metallerde görülen fiyat artışları küresel ekonomideki riskleri yeniden gündeme taşıdı. Altın fiyatları Fed Başkanı Powell’ın Jackson Hole sempozyumunda yaptığı güvercin açıklamaların ardından %50 oranında değer kazandı. 22 Ağustos tarihinde başlayan bu süreç para değer kaybı ticaretini de beraberinde getirdi.
Fiyatlardaki bu keskin yükselişin arkasında yatan nedenler hakkında piyasalarda farklı spekülasyonlar yapılıyor. Uzmanlar mevcut durumu küresel ekonomideki daha büyük bir kırılmanın habercisi olarak değerlendirdi.
Değerli metal fiyatlarındaki artış ve küresel borç krizi

Sarı metalin fiyatlarındaki yükseliş aslında çok daha büyük bir tablonun parçası olarak görülüyor. Gümüş ve platin gibi tüm değerli metal fiyatları tavan yaparken altın bu metallere kıyasla biraz daha geriden geliyor.
Aşağıdaki grafiğin gösterdiği gibi, tüm değerli metal fiyatları tavan yapmış durumda ve altın; gümüş ve platine kıyasla geride kalmış (laggard) görünüyor.

Aynı zamanda İsveç ve Norveç gibi düşük borçlu ülkelere güvenli liman kaçışı yaşandı. Japonya gibi yüksek borçlu ülkelerin devlet tahvili piyasaları ise bu süreçte ağır baskı altında kaldı.
Piyasalar hükümetlerin kontrolden çıkan borçları enflasyon yoluyla eritme girişiminde bulunacağından korkuyor. Bu durum aslında küresel bir borç krizinin başlangıcına işaret ediyor. Altın bu fenomene bağlı olarak güvenli liman talebi gören varlıklardan sadece biridir.
Merkez bankalarının altın alımları asıl neden değil

Doların yaptırımlar nedeniyle silah haline getirilmesinin merkez bankalarını altına yönelttiği iddia edildi. Özellikle Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra rezervlerin dolardan Sarı metale kaydığı konuşulmuştu. Ancak IMF verileri bu iddiaları destekleyecek güçlü bir kanıt sunmuyor.
Aşağıdaki grafik, tüm gelişmekte olan piyasalar için IMF’nin altın alım verilerini göstermektedir.

Veriler incelendiğinde Şubat 2022’den sonra Sarı metalin alımlarında belirgin bir hızlanma görülmedi. Merkez bankaları altın alımlarını yavaş ve istikrarlı bir tempoda gerçekleştirdi. Mevcut yükselişi açıklayacak büyüklükte bir alım çılgınlığı yaşanmadı.
Ülkelerin altın alımlarını gizliyor olması ihtimaller arasında yer alıyor. Çin’in rezerv biriktirdiği biliniyordu ancak bu durum tek başına mevcut piyasa hareketini açıklamaya yetmiyor.
Gümüş ve platin gibi metallerde de benzer bir yükseliş yaşanıyor. Bu durum ana itici gücün sadece merkez bankaları olduğu tezini zayıflattı. Mevcut tablo resmi aktörlerden ziyade bireysel yatırımcılar tarafından yönlendirilen spekülatif bir balona işaret ediyor.
Değer kaybı ticareti ve yapısal kırılma

Aşağıdaki grafikteki siyah çizgi, Bloomberg’deki XAU/$ altın fiyatının doğal logaritmasını, mavi çizgi ise sağ eksende ters çevrilmiş olarak gösterdiğim 10 yıllık reel Hazine tahvili getirisini göstermektedir. Tarihsel olarak, reel faizler yükseldiğinde Sarı metalin fiyatları düşer. Bu mantıklıdır çünkü altın faiz getirmez, dolayısıyla faiz oranları yükseldiğinde altın tutmanın fırsat maliyeti artar.

Birçok ülkedeki sürdürülemez mali politikalardan kaynaklanan korku faktörü oldukça büyük bir boyuta ulaştı. Yüksek kamu borcuna sahip ülkeler bu finansal riski görmezden gelmenin bedelini gelecekte ağır ödeyebilir.
Doların zayıflaması altın fiyatlarını destekliyor

Dolar 2025 yılının ikinci yarısında nispeten istikrarlı bir seyir izlemişti. Ancak bu durum 2026 yılının başında değişmeye başladı. Dolar yeni yıla oldukça kötü bir başlangıç yaptı.
Zayıflayan dolar para birimi dolar olmayan alıcıların satın alma gücünü artırdı. Bu durum altın fiyatlarındaki yükselişi ve değer kaybı ticaretini daha da güçlendirdi.

Altın ve diğer değerli metallerdeki bu ralli küresel finans sistemindeki yapısal sorunları derinleştiriyor. Borç krizi korkuları ve para birimlerine olan güvenin azalması değerli metallerin yıllık bazda en çok kazandıran varlıklar arasındaki yerini korumasını sağlayacak gibi görünüyor.


