Küresel piyasalarda gözler Orta Doğu’daki askeri hareketliliğe çevrilmişken, altın fiyatları petrol piyasasındaki dalgalanma ve jeopolitik belirsizliklerin gölgesinde yön arıyor. İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kısıtlamaları enerji fiyatlarını yukarı çekerken, bu durum emtia piyasalarında ciddi bir oynaklığa yol açıyor.
Stagflasyon endişelerinin artması, ABD ve İsrail ile İran arasındaki çatışma sürecinde yatırımcılar için belirleyici bir unsur oluyor. Trump çatışmayı bir hafta içinde çözmeyi hedeflemişti ancak İran’ın gerilimi tırmandırma niyeti piyasalardaki beklentileri zayıflatıyor.
Birleşmiş Milletler cephesinde altın ve diplomasi trafiği

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Birleşmiş Milletler misyonu, 11 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, BM Güvenlik Konseyi’nin İran’a saldırılarını durdurma çağrısı yapan karar tasarısını memnuniyetle karşıladığını bildirdi. Karar tasarısı, konsey tarihindeki en yüksek destekçi sayısına ulaşarak geniş bir mutabakatla kabul edildi.
BAE misyonu, bu kararın İran’a doğrudan bir mesaj olduğunu belirterek Güvenlik Konseyi’nin saldırıların derhal durdurulması konusunda net bir tavır sergilediğini vurguladı. Oylamada 13 ülke “evet” oyu kullanırken, Çin ve Rusya çekimser kalmıştı.
Beyaz Saray içindeki görüş ayrılıkları piyasaları sarsıyor

Reuters tarafından 13 Mart 2026 tarihinde geçilen habere göre, Trump yönetiminin İran politikasına dair çelişkili açıklamaları Beyaz Saray içindeki bir güç savaşından kaynaklanıyor. Danışmanlar, çatışma Orta Doğu geneline yayılsa bile zaferin ne zaman ve nasıl ilan edileceğini tartışıyor.
Bazı yetkililer Trump yönetimine, artan akaryakıt fiyatlarının siyasi bir maliyeti olabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Öte yandan, yönetimdeki bazı şahin isimler ise İran’a yönelik saldırıların kararlılıkla sürdürülmesi için baskı yapmaya devam ediyor.
Trump ve seçim öncesi ekonomik dengeler

Geçtiğimiz yıl “aptalca” askeri müdahalelerden kaçınma vaadiyle göreve geri dönen Trump, küresel finans piyasalarını sarsan bu savaşın iki haftalık sürecinde yüksek risklerle karşı karşıya kalıyor. Bu çekişme, dünyanın en istikrarsız ve ekonomik açıdan kritik bölgesinde barış ve savaş dengelerini doğrudan etkiliyor.
Trump, 28 Şubat tarihinde savaşı başlatırken koyduğu kapsamlı hedeflerden son günlerde uzaklaşmaya başladı. Trump, mevcut durumu hedeflerine büyük ölçüde ulaşıldığı sınırlı bir kampanya olarak tanımlıyor.
Enerji piyasaları ve altın fiyatları üzerindeki baskı

Hazine Bakanlığı ve Ulusal Ekonomi Konseyi yetkilileri, bir petrol şoku ve yükselen benzin fiyatlarının savaşa olan iç desteği hızla eritebileceği konusunda Trump’ı uyardı. Bu uyarılar, özellikle piyasalardaki tedirginliği azaltmaya yönelik adımların atılmasında etkili oluyor.
Bir danışman, Trump’ın hem şahinleri harekatın sürdüğüne ikna etmeye çalıştığını hem de piyasalara savaşın yakında biteceği mesajını verdiğini ifade ediyor. Bu belirsiz iletişim stratejisi, güvenli liman arayışındaki yatırımcıların kararsız kalmasına neden oluyor.
Askeri başarılar ve ekonomik gerçeklerin çatışması

ABD ve İsrail hava saldırıları, aralarında üst düzey İranlı liderlerin de bulunduğu yaklaşık 2 bin kişinin ölümüne yol açtı ve İran’ın balistik füze cephaneliğini önemli ölçüde tahrip etti. Donanmanın büyük kısmının batırıldığı ve İran’ın bölgedeki vekil güçlerini destekleme kapasitesinin zayıflatıldığı belirtiliyor.
Ancak bu askeri kazanımlar, İran’ın Körfez’deki petrol tankerlerine yönelik artan saldırılarıyla gölgeleniyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, harekatın ekonomik başarısını doğrudan tehdit ediyor.
Hürmüz Boğazı ve küresel petrol sevkiyatı

Dünya petrol sevkiyatının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki trafik neredeyse durma noktasına gelmişti. İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney, boğazı kapalı tutma yemini ederken, son günlerde Irak sularındaki tankerlere yönelik saldırılar da yoğunlaştı.
Eğer boğazdaki bu düğüm ABD’deki benzin fiyatlarını çok fazla yükseltirse, Trump Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde savaşı sonlandırmak için ağır bir siyasi baskı altında kalabilir.
Altın piyasasında savaş priminin kaybolması

28 Şubat’tan bu yana altın ve gümüş vadeli işlemlerindeki hareketler incelendiğinde, altının “savaş primini” tamamen kaybettiği görülüyor. Trump yönetiminin harekatın gidişatı konusundaki kafa karışıklığı, piyasalarda fiyatlamaların zorlaşmasına neden oluyor.

Altın vadeli işlemleri, 29 Aralık 2025’te 5.642,97 dolar ile rekor seviyeyi test ettikten sonra bu yılın başında sert bir düşüşle 4.319 dolar seviyelerini görmüştü. Piyasa şimdi bu volatiliteyi dengelemeye çalışıyor.
İran ve Venezuela operasyonları arasındaki farklar

Beyaz Saray danışmanları, İran operasyonunun Ocak ayındaki Venezuela baskını kadar kolay ilerlemeyeceğini Trump’a anlatmakta zorlanıyor. Venezuela’da Nicolas Maduro’nun yakalanması, ABD’nin petrol rezervleri üzerinde kısa sürede kontrol sağlamasına olanak tanımıştı.
Ancak İran, yerleşik dini ve güvenlik yapısıyla çok daha iyi silahlanmış ve dirençli bir rakip olduğunu kanıtladı. Uzmanlar, İran’ın nükleer programının tamamen yok edildiği iddialarına da şüpheyle yaklaşıyor.
Netanyahu cephesinde kamuoyu desteği eriyor

İsrail Başbakanı Netanyahu da Ekim ayındaki seçimler öncesinde benzer bir durumla karşı karşıya kalıyor. İran füzelerinin “Demir Kubbe” sistemini aşması ve İsrail’in büyük kısmına zarar vermesi, Netanyahu’ya olan halk desteğini önemli ölçüde azalttı.
Netanyahu savaşı durdurmanın yollarını ararken, İran’ın agresif tutumu ve Hürmüz Boğazı’nı kapatması İsrail üzerindeki ekonomik baskıyı artırıyor. Bu durum, bölgedeki stratejik dengeleri her geçen gün daha karmaşık hale getiriyor.
Küresel enflasyon ve altının geleceği

Trump’ın hafta sonu savaşı yumuşatacak olumlu haberler vermesi bekleniyor. Eğer diplomatik bir çıkış yolu bulunursa, “altın kubbe” olarak nitelendirilen fiyat seviyeleri hızla eriyebilir.
Bugün açıklanan enflasyon verileri, Aralık ayındaki %3,0’lık hızın biraz üzerinde kalarak beklentilerle uyumlu geldi. Hürmüz Boğazı kapalı kaldığı sürece küresel enflasyonun seyri ve altının bu süreçteki rolü, yatırımcıların ana odak noktası olmaya devam edecek.


