Trump yönetiminin, İran’a yönelik olası büyük bir askeri harekat öncesinde müttefiki Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) doğrudan çatışmanın içine çekmeye çalışıyor.
The Telegraph gazetesinin haberine göre, Beyaz Saray’daki bazı yetkililer BAE’yi, İran’ın stratejik Lavan Adası’nı ele geçirmesi için teşvik ediyor. “Git ve al onları!” diyen bir eski üst düzey Trump yetkilisinin ifadeleri, adeta bir “intihar görevi” olarak nitelenen bu planın perde arkasını aralıyor. Bu gelişmeler eşliğinde İsrail’de bir savunma sanayi tesisinde meydana gelen büyük patlama, Hürmüz Boğazı’na doğru ilerleyen bir Nimitz sınıfı uçak gemisi ve reel ekonomide çoktan hissedilmeye başlanan ağır hasar, bölgeyi yeni ve kanlı bir savaşın eşiğine getirmiş durumda.
BAE’ye ‘Lavan Adası’ operasyonu baskısı: ABD’nin taşeron savaşı

Dikkat çekici gelişmenin merkezinde, ABD’nin BAE’yi doğrudan bir çatışmanın içine çekme çabası yer alıyor. İngiliz The Telegraph gazetesinin tek bir kaynağa dayandırdığı haberde, Trump yönetimindeki bazı yetkililerin BAE’yi, İran’ın stratejik adalarından biri olan Lavan Adası’na yönelik bir harekât düzenlemeye teşvik ettiği belirtiliyor. Eski bir üst düzey Trump güvenlik yetkilisinin “Git ve al onları! Bu, ABD yerine BAE’nin kara birliklerinin sahada olması anlamına gelir” şeklindeki sözleri, adeta bir taşeron savaş senaryosunu gözler önüne seriyor.
Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’nın hemen batısında yer alan ve İran’ın çeşitli füzelerinin menzili içinde bulunan Lavan Adası civarına yönelik böyle bir operasyonu “çılgınca” ve “intihar görevi” olarak nitendiriyor.
Lavan adası stratejik değeri, İran’ın petrol ihracatı için bir yedek liman olmasından kaynaklanıyor. Ancak bölgedeki askeri dengeler, BAE’nin tek başına böyle bir adım atmasının önünde büyük engeller oluşturuyor. Bu girişim, ABD’nin artan bölgesel zayıflığını ve başkalarını kendi savaşına sürükleme çabası olarak yorumlanıyor.
Son 24 saatte kritik karar beklentisi

Bu gelişmeler yaşanırken, Trump’ın Çin ziyaretinin ardından yapay gündem dağıtma çabaları sona ererken İran dosyası yeniden ön plana çıkıyor. Sosyal medya ve uzman analistler arasında yaygınlaşan değerlendirmeler, Trump yönetiminin İran’a yönelik büyük bir saldırı başlatma niyetini henüz rafa kaldırmadığını gösteriyor.
İsrail merkezli Channel 12 televizyonunun haberine göre, Beyaz Saray önümüzdeki 24 saat içinde bu konuda nihai kararını verecek ve yanıt aynı süreçte İsrail’e iletilecek. Konuya yakın üst düzey bir İsrailli yetkili, savaşın yeniden başlamasının “yakın” olduğunu ve İsrail’in “birkaç gün sürecek bir çatışmaya” hazırlandığını ifade etti.
Lavan adası ve askeri yığınağın yeni işaretleri

Bu söylemlere paralel olarak, uydu görüntüleri üzerinde yapılan incelemelerde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin (USS George Bush veya USS Abraham Lincoln) Umman Denizi’ne doğru hızla ilerlediği ve İran füzelerinin menziline yaklaştığı tespit edildi. Lavan Adası konusundaki haber bu gelişme ile destekleniyor. Gözlemciler, bu hareketin olası bir muharip konuma geçişin işareti olduğunu belirtiyor.
İsrail’de şüpheli patlama: Nükleer sızıntı mı?

Bölgeyi sarsan Lavan adası dışında bir diğer gelişme ise İsrail’de yaşandı. Batı Kudüs’ün batısındaki Beit Shemesh kentinde, devlete ait Tomer şirketine ait bir tesiste büyük bir patlama meydana geldi. Şirket, Arrow uzun menzilli füze savunma sistemleri de dahil olmak üzere birçok İsrail füze ve roketinin itki sistemlerini geliştirip üretiyor. Patlamanın ardından oluşan mantar bulutu, nükleer bir sızıntı endişesi yaratsa da yetkililer büyük çaplı bir konvansiyonel patlamanın da benzer bir bulut oluşturabileceğini belirtiyor.
Ancak bölgede İsrail’in nükleer savaş başlıklarını sakladığı düşünülen Sdot Micha hava üssünün bulunması dikkatleri daha da artırdı. İran, geçtiğimiz Mart ayında aynı tesisi vurmuştu. Henüz hiçbir taraf saldırı sorumluluğunu üstlenmezken, gözlemciler İsrail yönetiminin olayı “kontrollü imha” olarak açıklama çabasına şüpheyle yaklaşıyor.
Savaşın reel ekonomiye yansımaları kapıda

Tüm bu askeri ve siyasi gelişmeler yaşanırken küresel ekonominin büyük bir sarsıntının eşiğinde olduğu anlaşılıyor. Özellikle ABD’nin tarım sektörü alarm veriyor: Eksikliği çekilen gübre ve yüksek mazot fiyatları nedeniyle çiftçiler tarlalarını ekmeme noktasına geldi. Avrupa’daki petrol stoklarının mevcut gidişatla eylül ayına kadar tükenebileceği belirtilirken, ABD’de ise yaklaşan motor yağı kıtlığının “modern tarihin en büyük kayganlaştırıcı sıkıntısı” olacağı uyarısı yapılıyor.
Finansal piyasalarda ise yatırımcıların rekor düzeyde borçlanma kaldıracı (margin debt) kullandığına dikkat çekiliyor. Nisan ayında 83 milyar dolar artarak 1.3 trilyon dolara ulaşan bu borç seviyesi, piyasayı olası bir kötü haber veya jeopolitik şok karşısında son derece kırılgan hale getiriyor. Uzmanlar, Trump yönetiminin piyasaları yatıştırmak için Çin’in İran’ı müzakere masasına oturtacağına dair gerçek dışı bir tablo çizebileceği konusunda uyarıyor.
Eski Müsteşar Wilkinson’dan dikkat çekici analiz

Eski Dışişleri Müsteşarı ve emekli Albay Larry Wilkerson yaptığı değerlendirmede, Trump’ın savaşı yeniden başlatacağını ancak bunun “tamamen Hava Kuvvetleri’ne bağlı bir operasyon” olacağını, ne kara birliklerinin ne de deniz havacılığının kullanılmayacağını öne sürüyor. Bu senaryoya göre bölgeye yığılan Özel Kuvvetler, asıl operasyon için bir kamuflajdan ibaret kalacak.
Wilkerson’un en önemli iddiası ise Suudi Arabistan ile ilgili: Edindiği bilgilere göre Suudiler, ABD’ye resmen protestoda bulunarak üslerini boşaltmasını talep etti. Riyad yönetiminin bu talebini, üslere elektrik ve su sağlamayı kestikleri bir eylemle takip edip etmeyeceği merak konusu. Suudilerin aynı anda hem ABD’yi savaşa teşvik edip hem de İran’la bir uzlaşı arayışında olması, bölgedeki çift taraflı politikalarının bir örneği olarak yorumlanıyor.
Sonuç: Piyasalar ve bölge için kritik hafta

Önümüzdeki günler, gerek Basra Körfezi’nde suların ısınması gerek Lavan adası konusu gerekse de piyasaların Anma Günü (Memorial Day) tatiline hazırlandığı bir döneme denk geliyor. ABD’de tahvil piyasalarının erken kapandığı, hisse senedi piyasalarının ise açık olduğu bu süreç, sürpriz bir askeri hamle için “uygun bir pencere” olarak değerlendiriliyor.
İran’ın artık “saldırı kaçınılmazsa önleyici vuruş” doktrinini benimsemiş olması, elinde henüz göstermediği hipersonik füzeler gibi “süper silahların” bulunduğuna dair imalar, gelişmeleri izlemeyi her zamankinden daha hayati kılıyor.


