Güncel altın analizi verilerine göre altın, 24 Ekim, 31 Ekim ve 7 Kasım tarihlerinde sona eren üç haftalık düşüş serisinden bu yana ilk kez üst üste ikinci haftayı kayıpla kapattı. Savaş arifesi olarak adlandırılan 27 Şubat Cuma gününe dönüldüğünde, altın 5296 seviyesinden kapanış gerçekleştirmişti. Fiyatlar savaşın ilk haftasında net yüzde 2,2 oranında değer kaybederek 5181 seviyesine gerilemişti. Savaşın ikinci haftasında ise altın, dün 5023 seviyesinden kapanarak yüzde 3,1 oranında yeni bir net kayıp yaşadı.
Savaşın patlak vermesi göz önüne alındığında, altının düşüş trendine girmesi, fiyatların hızla yükseleceğini varsayan geleneksel anlayışla çelişiyor. Altın, 2 Mart Pazartesi günü COMEX işlemlerinde sekiz saatlik kısa bir sürede 5296 seviyesinden 5434 seviyesine çıkarak beklentileri kısa süreliğine karşıladı. Ancak fiyatlar o tarihten bu yana daha yüksek bir seviyeyi görmedi.
Savaş ortamında altın analizi ve fiyat hareketleri

Savaş dönemi zirvesi olan 5434 seviyesinden geçtiğimiz haftanın en düşük seviyesi olan 5014’e kadar yüzde 7,7 oranında kapsamlı bir kayıp kaydedildi. Altının 29 Ocak tarihindeki tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 5586’dan bu yana, fiyatlar bugün yüzde 10,1 oranında daha düşük seyrediyor. Uzmanların yaptığı altın analizi, yüzde 10 oranındaki bir düzeltme olasılığının oldukça büyük göründüğünü ortaya koyuyor. Savaş olsun veya olmasın, altın kendi değerlemesinin çok ötesine geçmişti.
Eylül 2011’den Aralık 2015’e kadar olan dönemde altının yaklaşık yüzde 46 oranında bir düzeltme yaşadığını unutmamak gerekiyor. Okuyucuların da yakından bildiği gibi, altın jeopolitik dalgalanmalara tam olarak bu şekilde olumsuz tepkiler veriyor. Fiyatlar şu anda bu savaşın başlangıcından önceki 5296 seviyesinin yüzde 5,2 oranında altında bulunuyor. Kimsenin aklına gelmeyecek bu durum piyasaları şaşırtmaya devam ediyor.
Adil değer kavramı ve piyasa metrikleri

Altın fiyatlarını sadece jeopolitik gelişmelere bağlamak en iyi ihtimalle soyut bir tahmin olarak kalıyor. Ancak altını elli yıl boyunca doların değer kaybı karşısında izlediği seyri matematiksel olarak hesaplamak doğru ve kanıtlanmış bir ölçüm sunuyor. Altın arzındaki artışa göre de ayarlanan bu hesaplama, altının asıl ederi olan genel adil değer ölçüsünü netleştiriyor. Açılış verilerinde de görüldüğü gibi, 5023 seviyesindeki bugünkü fiyat, 3888 olan genel adil değer ölçüsünün yüzde 29,2 oranında üzerinde yer alıyor.

Tahvil, euro, altın, petrol ve gümüş piyasalarının entegre bir şekilde izlendiği BEGOS (Bond, Euro, Gold, Oil, Silver) piyasa değerlemesi modeli, madenlerin kısa vadeli yönelimlerini belirliyor. Kısa vadeli altın analizi detaylarına göre, altının 5179 olan BEGOS piyasa değerlemesine oranla fiyat yüzde 3,0 seviyesinde düşük kalıyor. Yıllık grafiğe göre yaklaşık 156 puanlık bu düşüş, ortalamaya dönüşün kaçınılmaz olarak gerçekleşeceğini gösteriyor. Altının BEGOS piyasa değerlemesinin üzerinde geçirdiği son 73 işlem günü serisi, bu yüzyılın en uzun dördüncü serisi olarak kayıtlara geçti.
Uzun vadeli altın analizi ve değerlemeler

En uzun seri sadece geçen yıl 88 işlem günü ile gerçekleşmişti. Altının tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 5586’ya gelindiğinde, fiyat bu değerlemenin yüzde 24,4 üzerinde yer alıyordu. Bu durum, 2001 yılından bu yana kaydedilen en yüksek sapmayı temsil ediyordu. Bu yüzyılın en düşük sapması ise, altının yüzde 46’lık düzeltmesinin ortasında 15 Nisan 2013 tarihinde yüzde 15,5 oranında gerçekleşmişti.

Her iki durumda da, altın için üst üste düşüş haftaları nadir görülen bir durum haline geliyor. Parabolik göstergesi verilerine odaklanıldığında, parabolik göstergesinde uzun trendin yeni bir ivme kazanması için çok az hareket alanı kaldığı açıkça görülüyor. Mevcut fiyat olan 5023, kısa pozisyona geçiş seviyesi olan 4972’nin sadece 51 puan üzerinde duruyor. Altının beklenen günlük işlem aralığı şu anda 143 puan ve haftalık işlem aralığı ise 313 puan olarak hesaplanıyor.
Piyasa beklentileri ve ekonomik göstergeler

Kapsamlı altın analizi sonuçları, altının yükseliş trendi enerjisi zayıfladıkça işlem aralığının da daraldığını gözler önüne seriyor. Dört ay öncesinden bugüne uzanan grafik, fiyatın beklenen günlük işlem aralığı çizgisine karşı gerçek günlük işlem aralığı çubuklarını gösteriyor. Altının gerçek aralığı, son sekiz işlem gününde sadece bir kez beklenen aralığı aştı. Beklenen işlem aralığının kendisi de düşüş eğilimi gösteriyor.

Altının daralan aralığının aksine, S&P 500 endeksinin aralığı savaşın yarattığı endişeler ve olası ekonomik sonuçlar nedeniyle genişliyor. S&P 500 endeksi, 28 Ocak tarihinde 7002 seviyesiyle rekor bir zirveye ulaşmıştı. Endeks bugün 6632 seviyesinde bulunarak yüzde 5,3 oranında bir düşüşe işaret ediyor. 2026 yılının ilk 49 işlem gününde, S&P 500 endeksinin bu noktaya kadar olan net düşüşü sadece yüzde 0,5 seviyesinde kalsa da, bu yüzyılın en kötü dördüncü açılış performansı olarak sıralanıyor.
Makro veriler ve jeopolitik etkiler

Endeks bu yüzyıldaki tam 25 işlem yılı boyunca sadece yedi kez düşüş kaydetti. Bu durum borsa piyasasının her zaman yukarı gitmediğini açıkça hatırlatıyor. S&P 500 endeksinin fiyat kazanç oranı şu anda 44,6 kat olarak belirleniyor. Bu oran, yıllıklandırılmış üç aylık ABD hazine bonosundan elde edilen yüzde 3,603’lük risksiz getiriye kıyasla yüzde 1,203 gibi düşük bir getiri sunuyor.

Konut satışları, gayrisafi yurt içi hasıla ve enflasyon gibi ABD temel makroekonomik verilerinin izlendiği ekonomik barometre zorlu bir hale gelse de hala yukarı yönlü bir eğilim sürdürüyor. Geçtiğimiz hafta barometreye dahil olan 15 ölçümden 10 tanesi bir önceki döneme göre performansını eşitledi veya geliştirdi. Bunların en iyisi, beklentileri aşan ve Ocak ayı seviyesinin yukarı yönlü revize edildiği Şubat ayı mevcut konut satışları oldu. Dördüncü çeyreğin gayrisafi yurt içi hasıla büyüme hızı başlangıçtaki yüzde 1,7 seviyesinden yüzde 0,7 seviyesine sert bir şekilde aşağı yönlü revize edildi.
Dolar ve gümüş piyasalarında son durum

Jerome Powell Mayıs ayı ortasında Fed Başkanlığı görevinden ayrılırken yönetim kurulunda kalmaya devam edecek. Mayıs ayındaki bu ayrılış, olası bir stagflasyon etkisinden kaçınmak için zamanında atılmış bir adım olarak değerlendiriliyor. Ocak ayı enflasyon özetimizde hesaplanan her kategori kırmızı bölgede kalıyor. Bu rakamlar Amerikan Merkez Bankası’nın yüzde 2 oranındaki enflasyon hedefinin üzerinde seyrediyor.

ABD doları ise beklendiği gibi savaş fiyatlamasını alıyor. Dolar endeksi Cuma günü, petrol fiyatlarının da genel olarak yükselmesine rağmen 25 Kasım tarihinden bu yana ilk kez 100 seviyesine yeniden ulaştı. Detaylı altın analizi değerlendirmelerinde belirtildiği gibi, altının yükseliş trendinde kalmasına rağmen zayıfladığı görülüyor. Parabolik göstergesinin sıfırın üzerinde olması nedeniyle pozitif seyreden 21 günlük doğrusal regresyon yönü, göstergelerin günden güne düşmesiyle etkisini yitiriyor.
Altın analizi sonuçları ve piyasa özeti

Gümüş tarafında ise olağan tutarlılıktaki sağa doğru beliren parabolik göstergesi dengesizliği piyasalarda huzursuzluk yaratıyor. Kıymetli maden fiyatlarında savaş döneminde yaşanan zayıflama, hem altın hem de gümüş için onları 10 günlük piyasa profillerinin neredeyse tabanına yerleştiriyor.

Grafiklerde belirtilen ve neredeyse tamamı dirençli olan hacim ağırlıklı fiyatlar yatırımcıların dikkatini çekiyor. Küresel piyasalardaki bu son altın analizi, haftalık kapanışlardaki bu kayıpların yıllık görünümdeki büyüme ivmesini yavaşlatarak yatırımcıları daha temkinli bir bekleyişe ittiğini ve piyasalardaki jeopolitik risk fiyatlamasının yerini adım adım temel makroekonomik gerçeklere bıraktığını açıkça gösteriyor.


