Tahran yönetimi, ABD ile varılan mutabakat zaptı metnine ilişkin nihai kararını henüz açıklamadı. İran medyasına göre karar süreci halen inceleme aşamasında.
İranlı yetkililer, daha önce üzerinde uzlaşıldığı bildirilen metnin bazı maddelerine itiraz etti. Bu durum, nihai onayın gecikmesine yol açtı.
Karar mekanizması, hükümet ile dini liderlik arasındaki istişarelerin tamamlanmasını bekliyor. Tahran, ulusal çıkarların ve kırmızı çizgilerin korunmasında ısrarcı bir tutum sergiliyor.
Nükleer dosya anlaşmazlığın odağında

Mutabakat metninde en hassas başlık, İran’ın nükleer programı olarak öne çıkıyor. Tahran, uranyum zenginleştirme hakkından ödün vermeyeceğini defalarca vurguladı.
Anlaşma taslağı, nükleer müzakereleri savaşın bitiminden sonraki 60 güne ertelemişti. Fakat İran, bu süreçte yeni bir taahhüt altına girmeyi reddediyor.
İranlı müzakereciler, barışçıl nükleer programın çerçevesinin değişmeyeceğinde ısrar ediyor. Aksi takdirde herhangi bir metni kabul etmeyeceklerini ima ediyorlar.
Hürmüz Boğazı kontrolü devredilmiyor

Medyada çıkan bazı spekülasyonların aksine İran, Hürmüz Boğazı’nın yönetimini devretmiyor. Anlaşmada sadece savaş sonrası geçişlerin normalleştirilmesi hedefleniyor.
Tahran, boğazın gelecekteki statüsünün ancak kıyıdaş ülkelerle doğrudan görüşmelerde belirleneceğini savunuyor. Bu konunun ABD ile yapılacak müzakerelerin dışında tutulmasında ısrarcı.
Dolayısıyla Hürmüz Boğazı, mutabakat metninin en tartışmalı maddelerinden biri olmaya devam ediyor. İran’ın bu konudaki kırmızı çizgisi net bir şekilde korunuyor.
Dondurulmuş varlıklar ve tazminat masada

İran’ın yurtdışında bloke edilmiş milyarlarca dolarlık varlığı, anlaşmanın kilit ekonomik başlıkları arasında yer alıyor. Tahran, bu varlıkların derhal serbest bırakılması için somut garantiler istiyor.
Ayrıca İran, ABD ve İsrail’in saldırıları nedeniyle uğradığı zararların tazmin edilmesi konusunda ısrarcı. Bu talep, anlaşmanın imzalanmasının ardından yapılacak müzakerelerde ele alınacak.
Tahran, tazminatların tahsil edilebilmesi için üçüncü taraflardan güvenilir taahhütler aldığını duyurdu. Fakat bu garantilerin yeterli olup olmadığı henüz netlik kazanmış değil.
Yaptırımların kaldırılması erteleniyor

İran’ın tüm uluslararası yaptırımlardan kurtulma talebi, doğrudan savaş anlaşmasının konusu olmadı. Bu başlık, 60 günlük nükleer müzakere sürecine bırakıldı.
Karşı tarafın yaptırımların kaldırılması konusunda kesin bir taahhüt vermediği belirtiliyor. İranlı yetkililer, bu durumun belirsizlik yarattığını kabul ediyor.
Bununla birlikte Tahran, yaptırımların kaldırılmaması halinde anlaşmanın anlamını yitireceğini savunuyor. Bu nedenle konunun müzakerelerin en öncelikli gündemi olması gerektiğini vurguluyor.
Nihai karar süreci devam ediyor

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bağhai, metnin ana kısmının tamamlandığını daha önce doğrulamıştı. Fakat karar alma mekanizmasının henüz sonuçlanmadığı anlaşılıyor.
Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nin sürekli gözetimi altında tüm kırmızı çizgiler korunmaya çalışılıyor. Yetkililer, metnin nihai halinin ancak kesin onaydan sonra kamuoyuyla paylaşılacağını söylüyor.
Şu ana kadar medyada dolaşan tüm metinlerin geçici olduğu ve bağlayıcılık taşımadığı ifade ediliyor. Son kararın önümüzdeki günlerde açıklanması bekleniyor.
Saha zaferleri anlaşmanın teminatı

İranlı yetkililer, anlaşmanın en güçlü garantisinin askeri caydırıcılık olduğunu savunuyor. Savaş alanında kazanılan zaferler olmasaydı, ABD’nin bu şartlarla masaya oturmayacağı belirtiliyor.
Washington’ın geçmişteki taahhütlerini ihlal ettiği hatırlatılıyor. Bu nedenle İran, mutabakat metnini imzalasa bile savunma hazırlıklarını asla terk etmeyeceğini vurguluyor.
Dolayısıyla süreç, karşılıklı güvensizlik ortamında ve tam bir şüpheyle yürütülüyor. Nihai kararın, bu dengeler gözetilerek verileceği anlaşılıyor.


