Başkent Menkul Değerler A.Ş., Sermaye Piyasası Kurulu’ndan (SPK) portföy saklama hizmeti yetkisi alarak sermaye piyasalarında önemli bir adım attı. Şirket, bu yetkiyi alan ilk banka bağlantısız aracı kurum oldu.
SPK’nın 16.04.2026 tarihli ve 2026/25 sayılı bülteni kapsamında, III-56.1 sayılı “Portföy Saklama Hizmetine ve Bu Hizmette Bulunacak Kuruluşlara İlişkin Esaslar Tebliği” çerçevesinde yetkilendirilen Başkent Menkul, böylece portföy saklama hizmeti sunabilen 20. Kurum oldu.

Yetkilendirme kapsamında şirket, yatırım fonlarına yönelik kolektif ve bireysel portföy saklama hizmeti sunabilecek. Ayrıca yatırım fonlarına yönelik fon değerleme ve operasyon hizmetleri de verilecek.

Başkent Menkul Genel Müdürü Pınar Çakılkaya tarafından yapılan açıklamada, alınan yetkinin sermaye piyasaları açısından önemli bir gelişme olduğuna dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:
“Bu yetkiyi alan ilk banka bağlantısız aracı kurum olmanın gururunu yaşıyoruz. Hedefimiz, yatırım fonları ile ilgili kurumsal hizmetlerde öne çıkarak sektörün, özellikle bağımsız portföy yönetim şirketlerinin önemli bir ihtiyacını karşılamak. Bu yetkiyi alarak portföy saklama alanında bağımsız portföy yönetim şirketlerine servis sağlayan sayılı kurum arasına girmiş olduk. Sahip olduğumuz uzman kadro ve güçlü teknolojik altyapı ile portföy saklama alanında yüksek standartlarda hizmet sunmayı hedefliyoruz.

Önümüzdeki dönemde de sermaye piyasalarının gelişimine katkı sağlayacak yeni hizmet ve çözümler üretmeye devam edeceğiz.”
Sektörde büyüyen fon piyasası, sınırlı saklama kapasitesini öne çıkarıyor

Türkiye sermaye piyasalarında yatırım fonu ekosistemi son yıllarda hızlı bir büyüme gösterirken, yatırım fonu sayısı 1.200’ün üzerine çıkmış durumda. Buna paralel olarak portföy yönetim şirketi sayısı da yaklaşık 90 seviyesine ulaşarak sektörün kurumsal yapısında önemli bir genişlemeye işaret ediyor.
Ancak fon piyasasındaki bu büyümeye rağmen, fonların saklanması ve operasyonlarının yürütülmesinde kritik rol oynayan portföy saklama hizmeti tarafında kurum sayısının sınırlı kaldığı dikkat çekiyor. Sektörde bağımsız portföy yönetim şirketlerine hizmet verebilen portföy saklama kuruluşlarının tek haneli seviyelerde bulunması, artan fon hacmi karşısında önemli bir kapasite ve hizmet açığını gündeme getiriyor.
Bu tablo, sermaye piyasalarında hem operasyonel altyapının güçlendirilmesi hem de hizmet çeşitliliğinin artırılması yönünde yeni oyunculara duyulan ihtiyacı ortaya koyuyor.


