Piyasa, Fed hamlesinin faiz oranlarını artırmak olacağını düşünmeye başlıyor. Artan petrol fiyatlarının enflasyonu yeniden yukarı çekebileceği endişeleri ortasında, tahviller cuma günü sert bir satış dalgası yaşadı. Bu durum, yatırımcıların Fed politikalarında çok daha şahin bir tutum beklediğinin net bir işareti olarak öne çıkıyor.
Tahvil fiyatlarıyla ters yönde hareket eden 10 yıllık Hazine tahvili getirisi yüzde 4,46 seviyesine kadar yükseldi. Bu oran temmuz ayından bu yana piyasalarda görülen en yüksek seviyeyi temsil ediyor. Trump tarafından İran altyapısına yönelik saldırıların ertelenmesi yatırımcı endişelerini yatıştırmada yetersiz kaldı.
Fed faiz artışına mı hazırlanıyor

Horizon araştırma ve nicel stratejiler başkanı Mike Dickson, yatırımcıların aylardır faiz indirimi bekledikten sonra tanıdık bir nakarata geri döndüğünü ifade etti. Dickson durumu daha uzun süre, daha yüksek sözleriyle özetledi.
İki yıllık Hazine tahvili getirisinin cuma günü yüzde 4 seviyesine tırmanması da oldukça benzer bir senaryoya işaret ediyor. Bank of America ABD ekonomisti Aditya Bhave, getirinin petrol fiyatlarından ayrışmasının oldukça dikkat çekici olduğunu belirtiyor.
Tahvil getirileri ve petrol fiyatları ayrışıyor

Geçtiğimiz ay gerçekleşen Fed toplantısından bu yana geçen 10 günlük sürede ABD petrol göstergesi Batı Teksas türü ham petrol vadeli işlemleri yatay bir seyir izledi. Bu dönemde söz konusu vadeli işlemler yüzde 1 civarında bir düşüş kaydetti. Uluslararası gösterge Brent ham petrol vadeli işlemleri ise yaklaşık yüzde 3 oranında değer kaybetti.
CME verileri, yatırımcıların eylül toplantısında bir Fed faiz artırımı ihtimalini yaklaşık yüzde 20 olarak gördüğünü açıkça ortaya koyuyor. Piyasalar önümüzdeki altı ay içinde bir faiz indirimi olasılığına ise artık hiç ihtimal vermiyor. Oysa sadece bir ay önce, eylül ayına kadar en az bir faiz indirimi yapılacağına dair beklentiler yüzde 90 seviyelerinin üzerinde şekillenmişti.
Piyasalar Fed yetkililerinden şahin tepki bekliyor

Merkez bankası başkanı Jerome Powell, bu ayın başlarında gerçekleşen toplantının ardından oldukça şahin tonlu açıklamalarda bulunmuştu. Bhave cuma sabahı müşterilerine gönderdiği bir notta, yönetici Christopher Waller’ın 20 Mart tarihli bir röportajda petrol fiyatlarındaki artıştan çok endişeli göründüğünü aktardı.
Toplantı sonrasında kısa vadeli faizler ile petrol fiyatları arasında oluşan ayrışma, piyasaların daha şahin bir Fed tepkisi beklediğini gösteriyor. Bhave, bunun muhtemelen çok daha geniş çaplı bir emtia şokuna işaret ettiğini düşünüyor. Polymarket üzerindeki bahisçiler, 2026 yılında faiz indirimi olmaması ihtimalini yüzde 40 olarak fiyatlıyor. Bu yılın ilerleyen dönemlerinde bir faiz artırımı ihtimali ise yüzde 25 olarak görülüyor.
Endeksler düzeltme bölgesine giriyor

Getirilerdeki ani yükseliş, stratejistlerin piyasa stresinin bir sinyali olarak izlediği kritik göstergeler arasında yer alıyor. Finansal danışmanlık şirketi deVere Group CEO’su Nigel Green, petrol fiyatları, hisse senedi piyasaları ve Hazine tahvil getirilerinin politikalar üzerinde gerçek zamanlı koruyucu bariyer işlevi gördüğünü vurguluyor. Green, bu üç göstergenin Trump yönetimine asla görmezden gelinemeyecek netlikte sinyaller gönderdiğini belirtiyor.
Söz konusu saldırı planlarının ertelenmesine rağmen ABD hisse senetleri cuma günü önemli ölçüde değer kaybetti. Teknoloji ağırlıklı Nasdaq Bileşik endeksi yüzde 2,1 oranında sert bir düşüş yaşadı. Böylece endeks, ekim ayındaki tüm zamanların en yüksek seviyesinden yüzde 10’dan fazla uzaklaşarak düzeltme bölgesine iyice yerleşti.
Fed beklentileri trendin genel görünümü bozuluyor

Bu sırada Dow Jones Sanayi Endeksi yüzde 1,7 oranında geriledi ve o da düzeltme bölgesine adım attı. S&P 500 endeksi ise yüzde 1,7 değer kaybederek 2022 yılından bu yana en uzun haftalık kayıp serisini kaydetti. Fundstrat teknik strateji başkanı Mark Newton, ham petrol ve tahvil getirileri tırmanmayı bırakana kadar geniş çaplı endekste kısa vadeli zayıflığın sürebileceğine dikkat çekiyor.
Ortaya çıkan tüm bu veriler, sadece cuma günkü güncel piyasa stresini yansıtmakla kalmıyor. Aynı zamanda yıllık bazda hisse senedi piyasalarındaki iyimser trendin yerini derin ve kalıcı bir belirsizliğe bıraktığını net bir şekilde kanıtlıyor.


