Altın vadeli işlemleri, çeşitli zaman dilimi grafiklerinde değerlendirildiğinde, bu haftaki düşüşün küresel merkez bankaları arasında endişeyi artırdığı görülüyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hukuk dışı saldırılarının enerji fiyatlarını keskin bir şekilde yükseltmesinden bu yana bu kurumlar şahin bir ton benimsedi. Ancak, küresel ekonomik etki konusundaki belirsizliklerin, gelecek politika kararlarında temkinli olmayı gerektirdiğini kabul ediyorlar.
Merkez bankalarının enflasyon ve büyüme arasındaki zorlu sınavı ve altın fiyatları

Politika yapıcılar, Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı tam kapsamlı işgalinin ardından emtia kaynaklı enflasyon artışını henüz kontrol altına almışken, şimdi kırılgan ekonomik büyümeyi baltalamadan yeni fiyat baskılarını dizginlemeye çalışıyor.
- FED ve BOC: Çarşamba günü faiz oranlarını sabit tutma kararı aldılar.
- BOJ: Perşembe günü benzer bir kararla faizleri sabit bıraktı.
- RBA: Bu hafta başında faizleri 10 ayın en yüksek seviyesine çıkardı ve petrol fiyatlarındaki artışın enflasyon için “maddi” bir risk oluşturduğu konusunda uyardı.

FED Başkanı Powell’ın, zayıflayan bir istihdam piyasasının FED hedefleri için enflasyondan daha büyük bir risk oluşturduğunu söylemekten kaçınması, piyasadaki faiz indirimi beklentilerini 2027 yılına öteledi. Brezilya merkez bankası bile, en yüksek faiz oranlarından birine sahip olmasına rağmen, beklenenden daha küçük bir adımla 25 baz puanlık bir indirime giderek politika faizini %14,75 seviyesine çekti.
Altın güvenli liman ve savaş primi özelliğini yitiriyor

Mevcut durum, rekor zirvelere yakın işlem görmesine rağmen güvenli liman potansiyelini uzun süre önce kaybeden altın yatırımcıları arasında panik yarattı. Altın, 2 Mart 2026 tarihinde 5.435,42 $ ile ikinci rekor zirvesini test ettikten sonra başlayan sert düşüşle birlikte “savaş primini” de kaybetmiş durumda.
Önemli Not: Altın vadeli işlemleri Çarşamba gününe kadar 50 derecelik bir düşüş açısını takip ediyordu; şimdi bu açı 85 derecelik dar bir düşüş açısına dönüştü. Eğer bu sertlik korunursa, haftalık kapanıştan önce fiyatlar 200 EMA (4.080 $) seviyesindeki kritik desteği test edebilir.
Teknik analiz: EMA seviyeleri ve grafik görünümleri

Günlük grafik verilerine göre altın vadeli işlemleri 85 derecelik bir kaydırak formasyonunda ilerliyor. 50 EMA (4.919 $) ve 100 EMA (4.627 $) seviyelerindeki önemli desteklerin kırılmasının ardından, piyasa haftalık kapanış öncesinde 200 EMA (4.080 $) desteğine yönelmiş görünüyor.
[Grafik: Altın Vadeli İşlemleri Günlük Grafik]

Haftalık grafikte ise altın vadeli işlemlerinin 20 EMA (4.639 $) seviyesinin altında işlem gördüğünü gözlemliyoruz. Bir sonraki destek olan 50 EMA (4.070 $) seviyesinin kırılması, satış dalgasını hızlandırabilir. Savaşın önümüzdeki haftalarda tırmanması durumunda 100 EMA (3.498 $) ve 200 EMA (2.860 $) seviyeleri gündeme gelebilir.
[Grafik: Altın Vadeli İşlemleri Haftalık Grafik – Altın Kubbe]

Jeopolitik gerilim ve enerji altyapısına saldırılar

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Perşembe günü yaptığı açıklamada Washington’un İran’ı “şimdiye kadarki en büyük saldırı paketiyle” vuracağını belirtti. Hegseth, yaklaşık üç hafta önce başlayan ortak ABD-İsrail saldırılarından bu yana İran’ın füze saldırılarının %90 oranında azaldığını, savaş öncesi hizmette olan 11 denizaltının imha edildiğini ve askeri limanların kullanılamaz hale geldiğini ekledi.
Orta Doğu genelinde kritik enerji altyapısına yönelik artan saldırılar, petrol ve gaz fiyatlarında keskin bir yükselişe neden oluyor. Bu durum, arz şokunun genişlemesinden endişe eden piyasaları tetikte tutuyor.
Belirsiz bir geleceğe doğru

ABD Başkanı Trump’ın, İsrail Başbakanı Netanyahu tarafından uzun süreli bir savaşın içine çekildiği görülüyor. Barış anlaşması tamamlanmak üzereyken ve Trump yalnızca nükleer zenginleştirme programını durdurmayı hedeflerken, İsrail’in 28 Şubat 2026‘da İran’ın dini lideri Ali Hamaney’i öldürmesi tüm süreci altüst etti.
Şu an için bu savaşın ne zaman sona ereceği ve savaşa dahil olmayan ülkelere ne kadar daha ekonomik zarar vereceği belirsizliğini koruyor. Altın fiyatlarının gelecekteki yönü, “Altın Kubbe” ile İsrail ve Amerikan “Demir Kubbe” sistemleri arasındaki ters korelasyona bağlı kalmaya devam edecek.


